Archive for 2006

Tekrar deneyelim mi?


bitti…
umuda yolculuktu…Ankara garından kalkan trene binmek…yonum İstanbul…7tepeli şehir…haydarpaşa…bir umuttu…ama farklı bir umut…bu sefer umut…umudun umuduydu…umut yeter diyordum…ama suprizdi…hüzünbaz satırlara nokta koymasada…bir virgul atar diyordum…ama…….
uzun…yorucu…umutlu…heyecanlı…bir yolculuk…bir o gardan bir o gara…sallantılı…garip…uykusuz…ama yorgunluk vermeyen bir yolculuk…ardından korfez…deniz…2.sevdam…deniz…gozlere dolan bir kac damla yas…sonrasında sisli bir istanbul…haydarpaşa garı…sabahın erken saatleri…gun vuruyor denizden sahillere…karakoy iskelesinde goruyorsun…aylardır cektigin ozlemin gozlerini…bir yanda deniz…bir yanda bir cift goz…kim bakar denize…ozlemin gozleri dururken…merak etmedim…deniz anlar beni…karakoyden haydarpasa tekrar…sonrasında kadıkoy iskelesi…oradan taksim…once otel…kalacak yer…biraz istiklalde tur…sonrasında sinema…sonrasında ortakoy…gun batıyordu…kız kulesinin ardından…kızıla boyuyordu gok yuzunu…ve bir kelime…icimi kan kırmızısına boyayan…”imkansız”…bogaz koprusunden asagı suzulen umutlarım…denize dogru…ne bir kurtarıcı kaldı…ne bir sans…ama uzulmedim…umutlarım duserken gokten…denize…uzuldum…kahverengi gozlerdeki yaslara…imkansız derken..akan yaslara uzuntum…duymustum…ama gormemistim…keske gormeseydim…halen daha…uzuluyorum…halen daha…gozlerimin onunden gitmiyor…gozlerinden akan yasların goruntusu…aksam taksim…istiklal…bir bar taburesinde…adisyon kagıdına karalanan…3satır yazı…
“bir daha gelmeyecegimi bilerek yazıyorum artık…barmanden rica minnet araklanan kagıt ve kalem…ve bir de dibinde yattıgım bos bira bardagı…2sigara bir bira…bir de umutlarımı yatırdıgım kul tablası…herseyin farklı olmasını istedik ikimizde…ne bir damla gozyası gormek isterdim gozlerinde…ne de umutsuzluk…ama ikisini birden gordum kahverengi gozlerinde…her bir damla yas ok oldu saplandı yuregime…hic cıkmayacak bir sekilde…ve goruntun…uzgun…aglayan…karsımda…bir mendil elinde…ellerin ceplerinde…hic gormemeliydim…ama gordum…gitmeliydim…ama gidemedim…umutlarıma uzulmedim…ama aglaman beni bitirdi…artık acı duymuyorum…o kadar alıstı ki bedenim acıya…hissetmez oldu…aglıyorum…cunku hayatımdan sonsuza dek cıktıgını artık anlıyorum…ve elimden hic bir sey gelmiyor…acının gerceklikle ortustugu an…kahverengi gozlerinde umutsuzluk ve acıyı gordugum an…ve gozyaslarını…bittigim an…renk zevk…hepsini bıraktım artık…inanmıyorsun ama artık oyle…ben bir masal prensesine asıktım…ama harikalar diyarının prensi degildim…culsuz…pejmurde sokak adamıydım….masal prensesi gitti…kopru altı benimdi…
hic bir seyin imkansız olmadıgına inandım…imkansız olan…birini bu denli sevebilecegimdi…ama onu da yaptım…imkansızı basardım…az cok ama…bir omur verildi…onu da simdi feda ediyorum ugruna…seversem baskasını toprak olsun bedenim…tek duamdı…seccadeye yaslanan alnımın altındaki dudaklarımdan Allah’a yolladıgım…ismini soylediler…birlikte olmak istediler…ama olmadı…
anlıyorum…artık anlıyorum…sevmek anlamaktı…artık cok iyi anlıyorum…seni sevmeyi bu sefer basarıyorum…kaybetmeme ragmen…sevmeyi basarıyorum…gidiyorum yarın…bu sehirden…7tepeli istanbuldan…gonlumu…sevdamı bırakıyorum…yuregimi bırakıyorum cantana…bir gun elin gider de bulursun belki diye…toz tanesi buyuklugunde….bir dunya genisliginde…biliyor musun bir umuduna bakardı…dunyayı bahsetmem sana…kahverenegi gozlerindeki bir umuttu…4bir yanında pervane olmama yetecek olan…ama o umut hic olmadı…beni istanbul’a tasıyan umut…bugun…ortakoy’de gomuldu denize…beni de goturdu…ama ne sen bunun farkındasın…ne de gulhane’deki ceviz agacları…”
ardından…biraz kaybolaraktan…istiklal caddesi…oradan…kucuk otel odam…sonrasında karanlık bir sabaha yumulan gozler…
pazar gunu…gozlerimi acmak istemesemde…acmak zorunda kaldıgım pazar gunu…ac karnına bir kahve…yanına bir paket sigara…sadece 2-3saat icinde…sonra tekrar senle bulusmak…cemberlitas…oradan…gulhane parkı…sonbahar yaprakları ezilirken ayaklarımızda…beraberce yurumek…biraz sohbet…ve tekrar…dudaklarından dokulen…tek kelime…”imkansız”…hüzünle yıkanmıs toprak kokusu…sarı sonbahar yaprakları arasından…gokyuzune suzulen o toprak kokusu…ardından tekrar ortakoy…tekrardan batıyor gunes…kız kulesinin ardından…konusuyoruz…olmaz diyorsun…imkansız diyorsun…bir baskası var diyorsun…artık…susuyorum…bir sey diyemiyorum…gitmis gonlun bir baskasına konmus…limandan gemi coktan ayrılmıs artık…susuyorsun…konusmuyorsun…bir kagıt cıkarıyorsun…kagıt bir fatura…bir de kalem…once tırnaklarına cicekler ciziyorsun…niye konusmuyorsun diyorum…konusursam aglarım yazıyorsun…konus diyorum…bogazım dugumleniyor diyorsun…tırnaklarına cicek cizmeye devam ediyorsun…basın egik onune…sonra kagıdı onune cekiyorsun…tek bir satır yazıyorsun…bana dunyaları veren…bogaz koprusunden denize dogru dusmekte olan hayallerime ruzgar olan…yavasca karaya bırakan…

tekrar deneyelim mi…

Evet bir tanem…

Share
Arşivler
Haberler