Abbara

Mardin’de caddeleri sokakları birbirlerine bağlayan üstü kapalı geçitlere verilen isimdir Abbara. Bir sokaktan bir diğer sokağa dışarıda yağmur bile olsa ıslanmadan geçebilirsiniz…

İnsanlarla aramızda da yüreklerimizden geçen abbaralar olmalı. Bazen ne kadar kavgalı da olunsa o abbaralar kapanmamalı. Yine o yoldan ulaşabilmeliyiz birbirimizin yüreklerine. Ailenizle,dostunuzla ya da sevdiğiniz önemsediğiniz insanla aranızda abbaralarınız olmalı. Ve hiç bir kuvvetin o abbaralarınızı kapatmasına izin vermemeniz gereklidir. Çünkü seni sen yapan benimdir beni ben yapan da sensindir. Sen sevdiğin değer verdiğin ya da sana değer veren insanla o abbaralarını kapatırsan sen sen olmaktan çıkarsın. Çünkü kapattığın abbaranın sadece kendi tarafını kapatırsın. Sen kapattım ben o tüneli diye düşünsende sen sadece gördüğün kısmını kapatırsın. Bu da bir yanılgıdan ibaret olur…

Bir de insanların kolay yolu seçme huyu vardır. Kolay olup kaliteli bir şeyde henüz görülmüş şey değildir. Atalarımız ne güzel demiş ucuz etin yahnisi bu kadar olur diye. Emek harcamadan,kolayı seçtiğin sürece ancak kalitesize sahip olursun hayatın boyunca. Düzeltebileceği bir durum varken uğraşmadan aman ne hali varsa olsun dedikleri sürece ne kadar uzun yol katettim deselerde kendice gittikleri yol hep bir arpa boyu kadar olur. Çoğu zaman geriye giderler. Buna en güzel örnek,baba parası her zaman kolay harcanır. Ama sen biraz çalış biraz para kazan bak bakalım onu o kadar rahat harcıyabiliyor musun? Çalışmadan babanın parasıyla içtiğin kahvenin tadı ayrıdır,çalışıp emek harcayarak kazandığın para ile içtiğin kahvenin tadı ayrıdır. O tadı veren şeker değil emeğin ta kendisidir. İşte bu yüzden emek harcamaktan kaçınmak her zaman tatsızlığa yol açar. Bazen bu emek o kadar önemli olur ki,senin dünyana renk getirebilecek bir durumu etkiler. Senin sadece emek harcaman gereklidir. Ki o da bazen o kadar azdır ki,hani sen adım at gerisi gelir çorap söküğü gibi denir ya işte ondan. Bu hayatını etkileyecektir. Kaçmak,ortadan kaybolmak,dönüp gitmek,sessiz kalmak emek harcamak değil kolay yolu seçmektir.

Ve o abbaralar daima emek ister. Yıllar geçtikçe sıvaları dökülür. Taşları aşınır. Arada sırada bakım ister. Ertelenmemek ister o bakım. Ertelemek yarını meçhul bir hayatta sadece bir hayattır. Bugün yastığa başını koyarsın ama yarın kaldıracağın kesin mi? Bir kalp krizine bakar. Ya da bir depreme… 7yaşındaki çocuklar kalpten giderken senin garantin mi var? Bugün arayacağın insanı yarına erteliyorsun belki sen sağ çıkacaksın yarına ama ya o? Garantisi mi var? Yok… Bu hayatta sadece malların garantisi olur. Bir beyaz eşyanın,bir televizyonun garantisi olur. Ama hayatın garantisi yoktur. Bugün varsındır yarın yoksundur. Bu yüzden her gününü son günün gibi yaşayabilmelisin. Çevrendeki insanlarla aranda olan abbaralara gereken önemi vermelisin. Çünkü onlar günü geldiğinde sana yardım yolları olacaktır. Belki iyi bilirdik diyenlerin yolları olacak. Belki de mutluluğuna giden yollar olacak. Ama sen emek vermek zorundasın. Vermezsen bir bakarsın sahte yardımlar çevrende,iyi bilirdik derken ne lanet insandı derler içlerinden…

Ve tüm bu hayatın koşuşturmacasında bazen çevrende olan kuzulara güvenmemelisin. Bazen o senin elinde tüfekle vurmak için beklediğin kurt o kuzulardan daha çok sana yardım edebilir. Senin görmediğin şeyi görebilir. Bunu sana da söyleyebilir. Sen tüfeği doğrultmadan önce bir kez olsun bunu düşünmelisin. Kurt kötü olabilir,doğası gereği. Ama o doğa bazen ehlilleşebilir. O ehlilleşmede çobandandır…






Kalem arkası: Anlayana be çoban…

Share

Leave a Reply

Arşivler
Haberler