Archive for the ‘Karalamalar’ Category
Şey,Ben Geçiyordum…
Kar sanki beyaz kefen giydiriyordu Ankara’ya. O kara,o bahtı kara şehire. Şehrin karalığı kefene girmek istemiyordu ama nafile. Usul usul yağdı. Ankara direndi,kar istifini bozmadı. Ankara direndikçe o bir fazla sakin yağdı. Ankara’ya her kar yağışında kızıla boyanırdı gökyüzü. Belki şehrin ışıklarından belki de karanlık şehrin kanatırdı kar. Sokağın başında duruyordu. Siyah paltosunun altında kar yağışından olsa gerek saçlarına karlar düşmüş birisi vardı. Paltosu da karalığını kaybediyordu kar yağışının karşısında. Usul usul yürümeye başladı. Ayaklarının altında kar eziliyordu. Ağır ağır yürüdü,ta ki gelmesi gereken,görmesi gereken evin önüne gelinceye kadar. Dairede ışık yanıyordu. Belli ki daha uyumamıştı. Görmesini istemedi. Belki utandı,belki çekindi. Karşıdaki binanın bahçesindeki koca ağacın altına girdi. Sokak lambasının ışığından nasibini almamış kuytu bir köşeydi. Kafasını kaldırıp tekrar baktı o daireye. Elleri üşümüştü. Ellerini ovuşturarak nefesiyle üşüyen ellerini ısıtmaya çalıştı. Amma da soğuktu bu gece Ankara… Bir an onu görür gibi oldu kalbi deli gibi çarpmaya başladı. Tüm bedenini bir anda alev aldı. Ama gözleri yanıltmıştı o değildi işte. Onu görme düşüncesi bile heyecanlanmasına yetiyordu… Bir sigara yaktı. Derin bir nefes aldı sigarasından. Nefesini verirken hayallere daldı. Ne güzeldi O… Allah’ın varlığını kanıtlarcasına bir güzellikti. Çünkü bu kusursuz güzellik insan yapımı olamazdı,hayır hayır kesinlikle olamazdı. Bir sesle irkildi…
Onu görüp aşağı inmişti işte. “Ne yapıyorsun burada?” dedi. Sesinde biraz korku,biraz kızgınlık vardı. Boğazı düğüm düğüm oldu. Kaçmak istedi ama sanki birisi ayağından çivilemişti kaldırıma onu,kaçamadı.
“Şey… Ben geçiyordum…”
Heyecandan olsa gerek içinden söylemişti… Tüm cesareti toplayıp tek bir kelime edebildi…
“Merhaba…”