Archive for the ‘Şiirsel’ Category

Hepimiz Bu Hayatta Yalnızız…

Bugün bir kez daha anladım ki bu hayatta her insan yalnız. Şu açıdan hep yalnız. Bazen başın sıkıştığında bakıyorsun ki ya herkes kaçışıyor çevreye, ya da içleri fesatlıkla dolu olanlar ortaya dökülüyorlar. Eteklerindeki taşları döküveriyorlar. Son bir yılda yaşadıklarımda hep bunları yaşadım. Hatta 2senedir yaşadıklarım içinde diyebilirim gönül rahatlığıyla… Bir insanı doğrularla köşeye sıkıştırdığında ya geri adım atıyor,mantıklı olanlar bunlar, ya da hiç olmayacak,akıllara sığmayacak,olabildiğince iğrenç iftiralarla kendini o anda kurtabildiğine sayısız kez şahit olduğumu saymıyorum bile… Yani şu 2yıllık süreç bana o kadar fazla şey öğretti ki,iyi ki yaşamışım…

İşin en ilginci sana inanmayanlar,güvenmeyenler yeri ve zaman geldiğinde öyle şeyler öğreniyorlar ki bir anda diyorlar ki haklıymışsın. Ulan eşek, yıllardır değişmedik işte. Hep neysek o olmayı bildik. Dediğimizin ardında durmayı da bildik. Hatta öyle olaylar yaşadım ki kendi açımdan konuşurken bir kısım zaten hiç inanmadı,bir kısım imkansız dedi çekti gitti. Tek başıma binlerce insana kafa tuttum. Ama işin komik yanı ben haklı çıktım. Yani kral çıplak diye bağırdığımda kimse inanmadı.Yok canım o şeffaf dediler. Ben bağırdım, onlar işi ilerletip susturmaya kalktılar beni. Ama gün oldu devran ağır ağır döndü, güneş doğudan yükselipte gölgelerin oyununa son verdiğinde eee sen haklıymışsın dediler. İyi hoş güzelde tüm o karanlıklarla ben boğuşurken ve bana inanmanıza ihtiyacım varken yalnız bıraktınız. Ama ben o karanlıkları ışıkla boğmasını bildim. Artık bu saatten sonra bana hakkımı versen kaç yazar vermesen kaç yazar. Ben kendim haklı olduğumu zaten biliyordum. Bunun için illa güneşin mi doğması gerekli?

Ve böyle bir iki yıl bazen hızlı bazen yavaş yalnızlaşma sürecimi geçirdim. Şimdi çevreme baktığımda,ailesel açıdan,4kişi kaldık. Ama bu 4kişi 2yıldır bir şeyleri dile getirdiler ama inanılmayan 4kişi oldular. Ta ki güneş doğuncaya kadar. O zaman ne oldu? O zaman olansa o inanmayan yüzlerce kişi kaba tabiriyle göt oldu. Bugünlerde olanda bu. Hem özel hayatımda hem ailesel hayatımda olan yine bu. Yine biz 4kişi kral çıplak diyoruz. Yine inanmayanlar var. Ama Allah’ın (c.c) izniyle onlar yanılacaklar…

Özel hayatımda ise iki kol var. Bir kol bireysel olarak ailevi sorunlar bir kol ise sevda konusu. Ailesel kolda yine diyoruz,ama bu sefer iftira atılıyor ki bu atılan iftira benim ensest ilişkilere hazır bir insan olmama ya da sübyancı olmama varacak bir iftira düzeyinde ki anlayacağınız çok ciddi boyutlarda. İşin garibi tamam benimle en kötü ilişkiyi yaşayanlar ya da yüzümü görmekten nefret edenler bile böyle birisi olmayacağımı iyi bilirler. Ama buna inan bir kesim var ki benim kanımdan onlar. Garip değil mi? Yani ne kadar kötü bir insanda olsam bazılarının gözünde buna gönül rahatlığıyla yok bu kadar da olmaz diyeceklerini söyleyebilirim. Ama kanımdan canımdan bir parça olanlar iftiraya inanıyorlar. Ama yine biliyorum ki gün gelecek,gerçi son kararım ben artık onlardan çok uzak olacağım, farkedecekler gerçekleri. Kim neye istiyorsa hep ona inanır. Bende artık kimsenin inancını yıkmak istemiyorum. Zamanı geldiğinde zaten yıkılacak… O zaman yine dönecekler sen haklıymışsın diyecekler. Şahsen hiç umrumda bile olmayacak çünkü ben başından beri haklı olduğumu biliyordum sen bilmiyordun sende öğrenmiş oldun olacak. Yani kendi açımdan sadece bir tebessüm olacak…

İftira atanlara ders,iftiraya uğrayanlara ise destek için bir tek cümlem var. Lüften aklınıza mı yazarsınız,defterinize mi yazarsınız bilemem. Ama yazın bir yere. İftira atmadan önce düşünün,iftiraya uğrarsanız da ilk bunu düşünün: “Birine bok atmak için önce kendi elini boka sokmak zorundasın!”

Sevda konusu da bundan çok farklı değil. Yine bir inançsızlık söz konusu ve yine kötü adam benim. Yine önüme imkansızlıklar seriliyor. Ama işin komik tarafı bilmiyorlar ki imkansızlık yok. Ve yine aylar yıllar geçecek ve yine haklı ben olacağım. Ama bu sefer üzüleceğim. Çünkü zamanında değer verirken,zamanında bir şeyler söylenirken dinlemeyen insan, iş işten geçtikten sonra yine gelecek. Bu üzücü bir durum olacak kendi açımdan. Çünkü hani insana zamanında değer vermelisin. Yoksa tren kalktıktan sonra bir boka yaramaz değer vermen. Çünkü giden gitmiştir.

Tüm bu inançsızlar içinde hep şunu dedim. Ya keşke bir şeylere benim gözümden bakabilseler,empati kurabilseler,inanabilseler. Özellikle bu sözü sevdam için dedim. Ama hiç olmadı biliyor musunuz? Ve bende pek artık uğraşmak istemiyorum. Sevdiğim insana tahminlerde bulundum. Ve bugüne kadar hiç yanılmadım. Aslında son tahminimde de yanılmadım. Ama ben ona sadece tahminde bulundum. Mutlu olabileceğini söylemedim. Üzücü bir şey. Sen görebiliyorsun,sevdiğin ve değer verdiğin insan ya da insanlar göremiyorlar. Bu acı bir şey. Ama benim için değil. Çünkü ben bazı şeyleri söylerken ya da yaparken zaten defterleri kapatıyorum. O saatten sonra da umrumda olmuyorlar. Gözümdeki değerleri düşüyor.

Bugünlerde pek alıştım defterler kapatmaya. Hele bugün… Çok kişi çıktı defterimden artık. Hemde geri dönüşü olmayacak şekilde. Çünkü onlar başka şeye inandılar. Ve o inandıkları yüzünden gırtlak gırtlağa girdik. Ve gözümdeki saygıları yitti gitti. Bir yel aldı sanki. Oturduğum ev,bina artık değersizleşti. Aynı havayı solumaktan bir insan tiksinir mi işte o oldu. Bu ne iğrenç bir durumdu ki içine düştüm. Ama düştüm. Ama üzülmedim tüm bu olanlara… Çünkü kaybetmiyorum kazanıyorum. Ama bugün kaybetmiş gibi görünsem de zamanı geldiğinde gerçek kazanın kim olduğu belli olacak…

Tüm bu olanlar 2yıl önce başladı. Ve tüm bu olanlar önceleri beni üzüyordu. Ama artık üzmüyor. Çünkü haklı olduğumu biliyorum. Ve zamanı gelince çıkacak. Ve bunu bildiğim için bunlar bana sadece güç veriyorlar. Beni bu şekilde yıldırabileceklerini, yıpratabileceklerini sananlar çok büyük gaflet içindeler ki bunlar bana ancak güç verebileceğini bilmiyorlar. Çünkü bazı şeyler çok değişti. Hele bu çocuk çok değişti. Ve bu hayatta hep yalnız olduğunun farkına vardı. Neden biliyor musunuz? O 4kişi de bir zamanlar inanmamışlardı. Ama onlar gaflet uykularından çabuk uyandılar…

Bugün ailevi konularda gaflet uykusunda olanlara iyi uykular dileyebiliyorum da şu sevdiğim insana bunu diyemiyorum. Tek dileğim,tek duam o uykudan uyanır inşallah. O zaman işte herşey daha farklı olur ikimiz için. Ama işte inanç meselesi. Ve benim bunu yıkasım yok. Kendi ördüğü duvarı herkes kendisi yıkmalıdır. Ben o duvarı bir kez yıktım. Ama o yıkıntılar yeniden duvar oldular. Sanki daha sağlam şimdilerde. İşte bu yüzden ilk çekici o vuracak duvara ben değilim,karşımdaki insan vurmalı. O zaten o duvarı yıkmak için vursa duvara ben zaten duvarın arkasında bekliyor olacağım için ben yerle bir etmeye hazırım. Ama işte inanmak meselesi. İmkansızın olduğuna inanmak.






Kalem arkası: Bir bakışına bin can alacağım insan. İnşallah uyanırsın şu uykudan. Tahminlerimde yanılmıyorum biliyorsun…


Kendime Çok Önemli Dip Not: Ben bir tek ne zaman öleceğimi bilemeyeceğim çok önceden. Yani saat olarak…

  • Share/Bookmark
Arşivler