Kaptanın Ölümü…
Yıllardır limana demirlemişti. Arada sırada çıkıyordu limandan,deniz durgun olduğunda çok uzağa gitmeden geri dönüyordu. Seviyordu kaptan dalgalarla boğuşmayı. Onlara kafa tutmayı. Son açık deniz macerası halen aklındaydı. Çok tayfasını gömmüştü denizin karanlık topraklarına. Ama yılmamıştı. O adaya,o adanın limanına bir kez daha varmanın umudu okunuyordu gözlerinden. Olmadı başka adalar. Oldu ama hiç birinin toprağı o ada gibi olmadı. Ne denizi o deniz gibiydi ne kumsalı o kumsal gibiydi. Kazık çakmış gibiydi bu yüzden aylardan beri,yıllardan beri bu limana. En sonunda karar verdi. İskartaya çıkaracaktı gemisini. Daha doğrusu haber gelmişti o adada istenmediğine dair. Martılar yoldaşıydı. Onlar söylemişti. İstenmiyorsun demişlerdi limanda hafiften salınan gemisinden simit atarken onlara… İçinde garip bir huzur oluştu. Çok üzülsede bir huzur vardı. Garip,bir şey hissetmiyordu. Son kez uyudu gemisi denizin üstündeyken. Gıcırdıyan tahtaların sesini duyuyordu ama kader böyleydi..
Ertesi gün gün doğarken uyandı. Bir çay demledi. Son kez gemisinde çay içiyordu,gemisi denizin üstünde. Liman bugün bir tuhaf geldi kaptanın gözüne. Sessizdi sakindi. Kimsecikler yoktu ortalıkta. Anlaşılan iskartaya kendi elleriyle çıkaracaktı gemiyi. Kızağa alacaktı yani. Halatları bağladı isteksiz. Ağır ağır çekti gemisini sudan. Çarklar gıcırdayarak çekti koca gemiyi sudan. Hava dingindi. Deniz dingindi. Dalgalar bile vurmuyordu taşlara. Bir kaç balık gördü,kıyıda oynaşan. Gün batmaya yakındı. Bir kaç damla su damlıyordu gemiden kuru betonun üstüne. Sanki ağlıyordu gemisi. Döndü baktı. Ne de çok sevmişti denizleri ve de gemisini. Ellerini dolaştırdı yosun tutmuş gövdesinde gemisinin. Kendi elleriyle öldürüyordu gemisini. Çünkü bir gemi suda yaşardı,balık gibi,karada ölürdü zamanla. Özür diledi. Güneş ufuktan bakıyordu gemiyle kaptana. Gözlerinden bir kaç damla yaş süzüldü bizim kaptanın. Böyle bitmemesi gerekliydi. Yani bitmemeliydi. Bir yol olmalıydı. Ama martılar yalan söylemezdiler. Şimdiye kadar söylememiştiler. Güneş son kez öptü kaptanı alnından. Deniz sessizdi,liman sessizdi. Bir cigara çıkardı kaptan göğsünün üzerindeki cebinden. Derin bir nefes çekti. Geminin üstünde kalan son bir kaç damla su düştü betona…
Sabah olduğunda liman yine doldu taştı. Ağzında bitmiş bir cigara ile buldular kaptanı. Ayaklarını deniz öpüyordu. Yüzünde huzur ifadesiyle bir eli gemisindeydi. Nefessiz yatıyordu. İskartaya almıştı gemisini. Ve de hayatını…