Karalama…
Hüznün gecesidir bu şehre doğan…Bu gece karanlık…Karanlığın elleri yazacak tüm hüzünleri…Efkâr boğacak bu şehri…Bu gece…Bu şehir…Bir yürek…Bir yazar ve bir kalem…Bu gece kalemler ağlayacak…Eller ağlayacak…En çokta bu yürek ağlayacak…Bu yazar…Hem yazacak…Hem ağlayacak…Bu gece uzun sevgili dostlarım…Uzun…Hem de çok uzun…Saat 21:00 olduğunda…Usuldan çiseleyecek hüzün bu gece…Tüm sevgimle…Tüm saygımla…Yağacak hüzünün soğuk yağmur damlaları…Hafiften bir yel esecek denizden…Hüznün soğuk nefesi vuracak yüzümüze…Siz kapatınız kapılarınızı pencerelerinizi…Üşütmeyiniz…Yağmurla eriyip yok olacağım…Rüzgarla donup,bir çift gözle tuz buz olacağım…Rüzgar götürecek parçalarımı dört bir yana…Ve bu geceden sonra…Bu geceden sonra sevgili dostlarım…Ben beni bırakacağım…Önce gülüşlerimi…Sonra konuşmalarımı…Sonrasında ölü sessizliği…Ama yalan yakışmaz bize…Atacak olan tek şey kalacak…Bir yürek…O attıkça…Hüznü pompalayacak en küçük hücreme…En küçük hücremde hissedeceğim hüznün ve aşkın anlamsız birlikteliğini ve soracağım kendime sessizce…Aşk mutluluk demek derlerdi…Yalan mıdır tüm bunlar…Yalan mı dostlarım…Bir tutam mutluluktur hayatın kazanından istediğimiz…Fazlası sizin olsun dostlarım…
Kalem arkası: Hiç böyle bir kaçışım olacağını düşünmemiştim… Garip…
insanın içini titreten bi yazı…kalp acıtan bi yazı olmus..daha dogrusu kendi adıma konusayım ben okurken öle hıssettım…kalp acımı birkez daha hissettim…
aşk mutluluktur diolar evet ama iki kişilik yaşanıyosa gerçekten mutluluk…tek taraflıysa cok yaralayan bir duygu….
kaçış ise..ne kadar dğru olur orası meçhul….
Teşekkürler…
Benim de pencerem açık kaldı kaç zamandır,fena üşüttüm bilir misiniz!neden hüzünle arkadaş olmuşuz ki…kim tanıştırdı ki bizi bu hüzünle? hüzünü de bizi de tanıyan bir ortak dostumuz olsa gerek…o dostun adı aşk galiba.Aşk bir gün geldi kapımıza”Bak sana kimi takdim ediyorum,beni tanıdın madem bağlandın bana,hüzünü de seveceksin…hatta bir gün ben gitsem bile sevgili dostum-artık senin de dostun-hüzün hep seninle o seni hiç bırakmaz”
çok tanıdık bir yazı…ortak paydadan kaynaklanıyor belki de…okuyunca bunları yazmak istedim.Hatta sana bir şey anlatacağım bundan belki bir yıl önce hüzünbaz satırlar adresini arada sırada okuyordum bilgisayarda girilen sayfalarda kalınca kardeşim de okumuş..
abla geçen bir sayfa okudum,ne güzel yazılar var kim o yazan,nasıl onun hissettiği şeyler beni de etkiliyor, bu kadar hoş geliyor demişti…
bilmem yazmak böyle bir şey işte…illa ki güzel…lafı çok uzattım biliyorum bu güzel yazı için teşekkür edelim…
fersiz
Hüzünle yoğrulmuş hamurumuz. Hani istemesekte bize bir kere bulaşmış. Eh tanıdık bir yüzdür derken aşka,o da getirmiş hüznün en saf halini. O gitmiş dediğin gibi,bırakmış hüznü. Hamurda hüzün,odada hüzün,misafir hüzün. Hal böyle olunca ne kapı ne pencere kalıyor. Hüznün soğuk nefesi vururken yüzümüze. Bir kez başladı mı esmeye… Ne kapı kalır ne de dayanacak yürek…
Dediğin gibi yazmak… Güzeldir yazmak. Hüznü yazmakta güzeldir. Ama yazılanı yaşamak, ya da hüznü yaşamak… İşte zor olandır…
Bende teşekkür ediyorum bu güzel yorumundan ötürü…