Kim Dost Kim Düşman?
İnsanın doğasında yatan bir kural vardır. Kendini korumak. Her insan gibi kendimizi dostumuzun yanında güvende düşmanımızın karşısında dikkat kesilmiş buluruz. Ancak bir durum vardır ki bu da; insan var olduğundan bugüne kadar gelmiş hatta Roma İmparator’u Sezar’ın hazin sonunu hazırlayan Brutüs durumudur. Yani kuzu postundaki kurt durumu. Ya da dost görünümlü düşman. Bunlar normal düşmanlarınızdan korkak oldukları ya da hain olduklarından dostunuzmuş gibi davranırlar normal hayatınıza devam ederken. Tıpkı bir leşe konan akbabalar gibi aslında tepenizde dönerler ancak siz bu durumdan habersiz olursunuz. Bunlar postlarından sizin başınız sıkıştığında çıkarlar. O zaman dersiniz ki vay anasını avradını dosta bak…
Düşmanlarınızdan korkaktır dedim. Çünkü düşmanınız olan kişi kendini belli eder siz onu bilirsiniz,o da sizi bilir. Merttir,mertçe dövüşür. Ama postlular öyle midir? Asla. Onların doğasında hainlik olduğu için mert değil tam zıttı kalleşçe dövüşür. En ihtiyacınız olduğunda bir bakarsınız ki o da sizi arkadan sarmış. Tıpkı savaş meydanında pusuya düşmüş askerler gibi olursunuz. Dört bir yanınız düşmanla çevrelenmiş olur. O zaman olan ancak ve ancak düşman listenize bir kişi daha eklemiş olmaktır. Eğer siz böyle birisi değilseniz,gerçek dostsanız,postunuz yoksa sırtınızda çevrenizde mutlaka gerçek dostlarınız olur ve sizi bu durumdan bir şekilde kurtarırlar. Çünkü dost dediğin adam zor bulunan ama yeri geldiğinde sizin için kendini ateşe atmaktan çekinmeyen insan demektir.
Bu postlu dostlar nerede olur derseniz uzaklara bakmanıza gerek yok. Yakın çevreniz yeter de artar. Belki bir kan bağı vardır ki,bu da işin en acı tarafıdır. Sizin bir kaybınız akraba listesinden bir isim silmeniz,belki bayram ziyaretine giderken bir kapı atlamanızdır. Ama postluların kaybı daha çok olur. Çünkü postlular postlularla arkadaşlık,dostluk kurarlar. Yedikleri kazıklarla da akıllanmayı beceremezler. Yani kısmi toplamda siz zarar görsenizde totalde karlı olansınızdır. Çünkü bir kere ortaya çıktıktan sonra postlular çevreniz biraz daha elenir daha elit bir çevreye kavuşursunuz. Yani altın misali yere düşersiniz ama değer kaybetmez,aksine değer kazanırsınız. Bir de yediğiniz bu kazıktan çıkardığınız deneyim var ki hayatın hediyesidir,parayla satılmaz.
Son zamanlarda çevremde ciddi anlamda bir azalma var ki bunların büyük kısmı akrabalarım tarafında. İnsanın başı sıkışıp derde düşmeye görmesin. Kim gerçek akraba belli oluyor ne yazık ki. Üzülüyor muyum kesinlikle hayır. Çünkü genelde bayram ziyaretlerini çok sevmediğimden bir kaç kapının azalması evimde geçireceğim güzel bayram günlerinin çoğalması anlamına geliyor ki bu durumdan oldukça keyif alıyorum.
Elbette ki üzücü bir taraf var o da akrabandan beklediğin destek gelmezken bir kaç kere gördüğün insandan öyle bir destek geliyor ki insan şaşırıyor. Bu da aslında kendinin değerini anlamaya yetiyor. Beni bir kere ya da iki kere görüp sadece hal hatır sorduğum insanlar benim için hiç bir çıkarları yokken bana yardım ediyorlarsa böyle insanlara can kurban.
Ama öte yandan kan bağım olmasına rağmen köstek olan akrabalarımında canları, cehennem adresine iadesiz ama taahhütlü gönderildi. ![]()
Kalem arkası: Gerçek dostlarıma ve gerçek düşmanlarıma armağanımdır. Sürçü lisanlarım postlu hainlere girsin…
birilerine fena halde kızılmış…
yazmasam çıldıracaktım:)
Sen benim hiç kızgın halimi görmemişsin…