Aşkın getirisi mi bilmiyorum. Belki de aşkın zıttı nefrettir denir ya o galiba. Ama ben inanmam baştan söyleyeyim. Benim küstahlığım hayata karşı. Birine değil.
Biri bana anlatabilir mi? Biri bir başkasını severken neden birlikte olamaz? Halbuki belki de bu şimdiye kadar ona bu denli kıymet veren olmamıştı o kimse için. Bu bir belki zira kimse kimsenin yüreğini okuyamaz. Ama hangi insan severken,hem de bu platonikçe olurken,bu denli ızdırap çeker.
Ve hangi insan ki görmez bunu? Ucundan kıyısından gördün ya da duydun ya da hissettin. Be hey gönül görmez misin ki olmaz…
Peki neden bu ızdırap? Neden bu acı? Neden bir melhem yoktur ki gönlün acısına sürülecek? Ve nedendir bilgisayarımın reset tuşu gibi bir tuşum yoktur?
Kalem arkası: Durdurun giden zamanı,götüyor her anımı…Görmez misin, dinlemez misin be hey gönül olmayacak duaya amin demek huyunda var senin…
This entry was posted on Cuma, Kasım 14th, 2008 at 02:31 and is filed under Aşka Dair, Hüzünbaz Satırlar, Karalamalar. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. RSS 2.0. You can leave a response, or trackback from your own site.
Kasım 21st, 2008 at 17:33
Aşkın bir tanımı , mantığı, acısını dindirecek bir merhemi olsaydı üstüne bu kadar konuşulur muydu? Bu kadar şiir, destan, yazı, şarkı, türkü yazılır mıydı? Büyük konuştuğun kadar yakar aşk seni uyarayım
Kasım 22nd, 2008 at 00:29
Yaktı yakacağı kadar.