Non Nobis Enamorato,Non Nobis Sed Nomini Tuo Da Gloriam…

Garip düşünceler arasındayım bugünlerde. Garipler. Ne düşüneceğimi bilemediğim gibi nasıl hareket edeceğimi de bilemiyorum. Bu yüzdendir ki harekette etmiyorum. Düşünmeden hareket etmenin sonuçları hiç hareket etmemekten daha vahimdir. Daha önce ağır şekilde ödenen cezalarla öğrendim bunu… Her ne kadar ne yapmam gerektiğini bilsem de bir şey var ki anlam veremediğim engel oluyor. Bu yüzden sabretmek lazım diye bekliyorum…

Geçmişte yaşanılanlar geçmişte kalmıştır. Ama geçmişte tanıdığın yüzler bugünde karşındadır. Bazen bir eski dost,bazen eski bir arkadaş,bazense eski bir sevgili… Ve ayrılıklar. Ayrılıkların en büyük acısıdır gittiğin zaman boşalan yerin başkası tarafından doldurulacağının bilinci. Böyle bir şey olmasa sanki kimse acı çekmeyecekmiş gibi gelir kimi zaman bana. Ama kendim için söylemem gerekirse en büyük acıyı bana bu vermiştir daima. Onunla yeni güne günaydın demenin alışkanlığını kolay atmışımdır üzerimden. Yani işin özü kıskançlıktır. Ayrılığın ardından yaşanan kıskançlık. Ama bununda çaresini çok önce bulmuştum… Eski sevgili sormuştu bana “Bir gün evlendiğimi duyarsan üzülür müsün?” diye. “Bilmem” demiştim yüzüne. Her ne kadar kırılsa da aslında çok doğru bir kelimeydi. Bilmem için bilgimin olması gerekliydi. Sevinirdim eğer evleneceği kişi benden daha iyi birisi ise,onu daha çok mutlu edecek birisi ise. Üzülürdüm eğer evleneceği kişi benden kötü birisi ise,onu mutsuz kılacağını düşüyorsam eğer. (Düşünceden kastım şudur: Çok iyi birisi olduğumu kesinlikle söyleyemem. Ama insanları tanıdığımı söyleyebilirim.Ve henüz yanıldığım görülmemiştir.) Düşman değilim ki karşı tarafa o üzüldüğünde sevinecek,o mutlu olduğunda üzülecek. Bu örnek evlilik üzerine oldu isteyen bunu evlilik değil flört kavramı içerisinde de düşünebilir ki bu daha yaygın bir durum olur bu sayede…

Her zaman bir önceki sevgilimden daha iyisiyle flört etmeye gayret ettim. Yeri geldi karşımdaki insanlar inanmadılar bu duruma. Ama hep böyle olmuştu. Şimdi bazen haber alıyorum eski sevdiğim insanlardan. Güzel bir şekilde daha iyisine kavuşmuş olanlar var. Mutlu oluyorum. Bazende tam zıttı. Hiç olmayacak şekilde durumları gittikçe kötüleşenler var. Bazen insan bilse de konuşamaz. Konuşamıyorum. Benden sonraki ilişkilerine bakıyorum kendisini mutsuz etmeye çabalıyormuşçasına bir hisle masasından kalkıyorum. Bilsen de söyleyeme. Bu da beni üzüyor. Sevinme durumunda kıskançlıktan eser yokken üzülme durumunda hafif bir kıskançlık söz konusu oluyor. Gördün mü diyesin geliyor, geçmişe geri dönesin geliyor. Elinden gelse zamanı geriye çevirmek istiyorsun. Ama ne çare. Her şey geçmişte… Ama yürekte ince bir sızı…






Kalem arkası: Başlığın anlamı şudur;ki yazı şimdi tam anlamıyla bir bütünlük kazanacağına inanıyorum. “Beni değil sevgilim,beni değil,kendi ismini şereflendir…” Anlatabildim mi bilmiyorum…

Share

Leave a Reply

Arşivler
Haberler