Posts Tagged ‘Deniz’

Otobüs Yolculukları ve Tatil Dönüşleri

Biz garip bir milletiz. Ama çok garibiz. Garipliğimizin yanı sıra bir de angutluğumuz var ki o hepsinden beter. Neden anlatayım hemen. Biz millet olarak tatil dedik mi aklımıza sahil kıyıları,beachler gelir. Tamam eğlenceli mekanlardır sözümüz yok. Ancak bir insan evladı neden kendini fırında unutulmuş kek misali yakar güneşin alnında? Esmerleşme merakına sözüm yok herkes benim gibi doğuştan esmer olamaz. :) Ancak kardeşim bunun bir ayarı yok mu insan gibi yansana. Tatil bir hafta ya ne kadar yansam kar mı diye düşünüyorlar acaba? Bir de özellikle bayanlarda olan bir durum bikinilerinin askıları otoyol gibi oluyor. Yahu abarttığı belli. El yüz somali yerlilerine dönmüş,sırtının arkasında gidiş-gelişli yol. Orjinal renk belli. Kaportaya pasta cila yapıldığı bariz. Hayır o değil bir aya kalmıyor orjinal boya geri geliyor. O zaman bu manyakça yanmak neden? Bir de bu tiplerde bir güneş kremi kokusu,bir deniz kokusu vardır ki yanına yaklaşılmaz. Hiç yıkanmıyorlar galiba…

Bu tatilcilerin otobüs yolculuklarındaki tipleri de çok komiktir. Yorgunluktan ölmüş,fırında unutulmuş kek misali yanmış olmanın haklı ama salak gururuyla,çevresindekileri dikkatle izleyerek ulan benden daha çok yanan var mı acaba bakışlarıyla,birazcıkta güneş kremi kokusuyla otobüsün kalkmasını beklerler. Otobüs kalkar kalmazda yorgunluktan yığılırlar…

Otobüs terminalleri özellikle yazları daha ilginç tiplerle doludur. Yaz tatili için sevgilisinin yanına gelmiş yanık tipler, tatile giden tipler. Ki bunlardan biri de benim. Evet tatilimi memleketimde sahil kıyısında geçirmeyi pek sevmem. Zira o denize yıl boyunca bakmış ve de girmiş olmanın verdiği bunaltıyla kendimi karasal bölgelere atarım. Artı tatil dediğin Karadeniz’in yaylalarıdır. Aklı olan adam soğuk tarafa geçer. Gecenin 12′sinde 47derece sıcaklıkta ancak balatayı sıyırmışlar tatil yapar. :) Biraz önce otobüse binmeden önce otobüs insanlarını gözlemledim. Sevgilisiyle ayrılan iki tip vardı. Ellerinde neredeyse bitik bir su bidonunu ay aşkım sende kalsın nidalarıyla birbirlerine kakalamaya çalışıyorlardı. Bir de o hoşçakal seramonisi. :) Herkes bilir o seramoniyi,son sarılma,son öpüşme vs. Bir de gençlik tayfası vardır. 3-5kişilik gruplar şeklinde tatile gelmişlerdir. O grupta ne hikmetse mutlaka bir gitar çalan vardı ki bu da klasik gitardır. Tabi bu şunu da gösterir. Biz relaxız,sahilde sabahlarız. Eller havaya,kop kop. Ve ne hikmetse bu grup ortam yapma grubudur. Zaten bu canına yandığımın klasik gitarı ortam aracıdır. 3-4senedir elektro gitar çalıyorum ama hiç sahilde çalıpta ortam yaptığımı hatırlamıyorum. Zaten elektrik bulmak sorun olur. :) Bu tatilcilerin daha da ilginci vardır. Otobüse binmeden 15dk önce aşkısını arar,ya canım geliyorum,özledim der. Ne var bunda diyecekseniz söyleyeyim,o telefondan önce de arkadaşıyla konuşur,baba hatun iyiydi numarasını aldık görüştük… diye devam eden bir konuşma yapan aynı insandır. Ortam tatilcisi. :)

İlginç ve zevkli iştir tatilcileri dinlemek,onlarla konuşmak,onları izlemek. Bana tüm bunlar garip gelirken belki size normal gelebilir. Bunun da galiba nedeni sizin tatil diye koşturduğunuz sahil kıyılarının birinde yaşıyor olmam. O yüzdendir ki size tatil deyince sahil gelirken aklınıza,bana tatil denildiğinde yaylalar,balıkçı kasabaları,Doğu Anadolu geliyor. Hani bal yiyenin belki de baldan bıkma durumu olmuş olabilir. Ama yıllardır yaşadığım deniz kenarı hakkında size bir ip ucu vereyim. Bir halt yok o sahilde.Bir hafta tatilim var ne kadar yanarsam o kadar iyidir yapmayın bari gelecekseniz de. Bünyenizi yıprattığınıza değmez. :)

Şİmdi gelelim şu otobüs yolculuklarına. Anam ya bende bir şanssızlık var ya da gerçekten millet olarak angutlaştık. Yahu tamam bu koltuklar yatıyor. Yatmıyor demiyoruz. Yatmasında demiyoruz. Ama güzel kardeşim bu yataş yaylı yatağı değil ki. Artı otobüste de aylarca kalacak halin yok. Az biraz dikkat etsen arkandakini rahatsız etmeyecek şekilde yatırsan şu koltuğu. Hadi onu da geçtim bu ne acele. Daha kahve servisi yaparken ne bok yemeye yatırıyorsun. Kahve bardağımı kafana mı koyayım bunu mu istiyorsun? El insaf! Bende yatırıyorum koltuğu ki genelde zorunlu kaldığım için oluyor bu. Çünkü önümdeki koltuğu yatırınca ayaklarım sığmıyor. Ama hiç bir zamanda arkamdakini rahatsız edecek kadar yatırmıyorum. Çünkü ayıp. Benim özgürlüğüm sınırsız değil. Başkasının özgürlüğüne müdahele edebilecek kadar sınırsız değil en azından. Artı neden kendi kıçımın keyfi için arkamdakini rahatsız edeyim. Uzun yıllardır otobüs yolculuğu yapıyorum. Ama özellikle son yıllarda insanlarda daha bir öküzlük baş gösterdi. Eskiden önündeki koltuğunu yatırmak istediğinde izin alırdı arkasındakinden. İzin almasının haricinde Rahatsız edecek kadar da yatırmazdı. Şimdi izin almayı geç,la kardeşim istersen kucağıma yat öyle rahat değilsen diyecek kadar koltuğu yatırmalarının haricinde birazcık koltuğu kaldırır mısın dediğinde adamın yüzüne çemkirmeler başladı. Verdiği taş çatlasın 100ytl paradır, sanki otobüsün tapusunu aldı pezevenk. Milletimiz gittikçe kabalaşmaya başladı. Bir başkasını rahatsız etmek eskiden ayıplanırken şimdilerde rahatsız etmeyen ayıplanıyor. Düşünmeyi zaten bıraktık ki bu hale geldik. Bunları anlatsam şimdi önümdeki bayana bana şu yanıtı vereceğinden şüphem yok: Sen kendini ne zannediyorsun? Bu laf bugünlerde moda. Ne de olsa magazin dünyası. :) Benim kendimi bir bok zannetmiyorum ki bunu da inkar etmiyorum ancak bunu diyen kişi kendini bir bok zannettiği aşikar. Bu kişiye ne yapsan da o boşvermiş durumda. O kendi küçük beyninde nispeten büyük dünyasında yaşamaya alışmış.

Belki biraz fazla sosyal içerikli bir yazı oldu gibi. Ancak amacım biraz eğlenmekti. Eğlenirken de aklıma geldi yazdım. :) Ama bu yazıyı okuyan kim varsa şunu unutmasın: Özgürlüklerimiz, bir başkasının özgürlüğünün sınırına kadardır.

Share
Arşivler
Haberler