Posts Tagged ‘Depresif’
Farklı Olmak…
Genelden farklı olmak farklı bir şeydir,kendini farklı hissetmek farklı bir şeydir. Farklı hissetmek gelip geçici bir durumdur ya da o ona ait farklı hissetmektir. Ama farklı olmak hep öyle yaşamaktır. Farklı hissetmekten farkı alışma gerektirir. Hamurunda olma durumudur yani gelip geçici değildir. Senle doğma durumundadır. Ve senle ölecektir…
26yaşına gelmişim kaba taslak basit matematik hesabıyla. 26yıllık yaşamımda bir kere keşke demişim o da bir yılbaşı sabahını gösteren güne ait olmuştur. Yani kısacası %99.9 oranında kusursuz bir yaşam sürmüşüm 26yıl boyunca. Çocukluğumdan beri 45yaşında öleceğimi düşünmüşümdür. Hani kimisine göre az iken bana göre çok olan bu yaşta. Neden mi? Nedeni basit,insanları tanımayı öğrendiğimde ilkokulda idim. Hayatın kıçına parmak attığımda orta okulda idim. Abarttığımı sananlar sanmaya devam edebilirler zira tanıyanların bilebileceği bir durumdur. Yani ne bilye oynadım sokakta, ne de bayramda şeker topladım. Doğumdan sonra 2yıllık anırma döneminden sonra 12yıllık komşu sordu sen kimsin diye. 12yaşımdaydım o zaman. Yuh anırmalarımı duymadın diyelim 10yıl boyunca gözüne çarpmadım mı hiç alt komşun olarak. Bir çok yaşıtım gibi şeker toplamaktansa yahut bilye oynamaktansa ya da bakkaldan alınmış söbü topla tek vuruş okumaktansa sorumluluk almayı tercih ettim. Hiç anlatmadığım ya da anlatamayacağım şeyler olduğu için tek çareniz sözüme güvenmek olacak. Kısacası yaşıtlarından ileride farklı yaşların sorumluluklarını yaşadım. Ve farklı olmayı ilk o zaman öğrendim. Bir bahar günüydü,yaşıtlarım top oynuyorlardı,annemse maltepesini tüttürüyordu balkonda. Bende dışarıyı seyrediyordum. O zaman öğrendiğimin ibaresi olan bir kaç cümle döküldü dudaklarımdan: “Bunların hiç mi işi gücü yok”. Dumanı sardı mavi Akdeniz’in mavi gökyüzünün maviliğini anamın sigarasının… O bakış beni anlattı her zaman…
Pişman olmadım tüm bunlara. Ne yani bir söbü topun peşinden koşturamadıysam. Ya da bayramda şeker için kapı çalmadıysam. Yahut bilye oynayamadıysam. Başı vuran hepsini üter durumunda olmadıysam. Bu hamur meselesi idi. Yani sen şimdi kurabiye yaptığın hamurla pizza yapamazsın. Hamur uygun değildir bir kere. Bu hamur öyle karılmıştı ki yaş 26ya geldiğinde tüm gönül rahatlığıyla diyebildi hayatın kıçına parmak attık biz…
Hayatıma giren bir çok insan anlamadı bunu. Yani anlamasını da beklemedim şahsen. Ama biraz olsun söylemlerime kulak asılmasını istemedim değil. Yani vardı bir bildiğim. Kimisi buna müneccim boku yemek dedi,kimisi fala baktırdın dedi. Ama iş böyle değildi. Farklı olmanın getirilerinden biriside bu oluyor. İnsanları tanımak! Bir insanı tanımak için aylar yıllar gerekmez. 1saat muhabbet yeter. Sen yeter ki yolu yordamı bil. Hep tanıdım,hep bildim,çoğu zaman öyle görülmese de hep anladım ama gıcıklık kanda var bir kere, anlayamıyormuşçasına davrandım. Çünkü bende bir kez olsun anlaşılmak isterdim… Beni anlamayan insanları anlasam kaç yazar. Yani şimdi ben seni anlıyorum ama sen beni bir kez olsun anlamıyorsun kaç yazar? Ben hep istediğini versem,seni sürekli anladığımı belli etsem ne fark eder? Bir şeylerin değişeceğine karşı olan umudumu falezlerden aşağı atalı çok oldu. Evet onu öldüren bendim itiraf ediyorum.
Farklı olmanın en büyük derdi aynı kefeye konmak ve kötü insan olmaktır. Tam bir kaostur kendisi. Sen O’nun gözünde bir kasa elmadaki çürüksündür. Ama gerçekte en lezzetli olanısındır. Bunun primer nedeni farklı olman ve ona göre yaşamandır. Seconder nedeni ise o öyle görmek istiyordur. İnsanların inancını yıkmak ise dünyanın en zor işidir. Sen iki kanatlı melek bile olsan O seni şeytan olarak gördüyse öylesindir. Sen aksan O sana kara dediyse sen karasındır. İki dünyayı bir araya getirsen de karasındır. Bu inançtır. Sana nasıl inanası varsa öyle inanacaktır…
Ama ya aynı kefeye konmak? Tu kaka yapılmakla eş anlamlıdır. Sen senin kesip attığın tırnak olamayacak insanlarla aynı kefeye konulursun. Hatta bu iş o kadar abartılır ki,kesip attığın tırnak olamayacak insanlardan daha aşağı bir noktaya konursun. Farklı olmanın getirilerinden birisi kendin için yaşamamaktır. Kendini boşverebilmektir her konuda. Asl’olan kendinken normalde sen anormal bir insan olduğun için hep O dersin. Ama dedim ya anlatamazsın. Boşversene!
Farklı olmak nedir biliyor musun? Farklı olmak çamura düşmüş altın gibi olmaktır. Üstü çamurla kaplıdır. İlk bakışta. Ama içi hep altındır. Çünkü onun kimyası öyledir. O kıymeti bilinmeden bir köşeye atılacak olandır daima. Çünkü üstü çamurla kaplıdır. Birisi birazcık emek sarfedip çamuru sildiğinde ona altının o ışıltısını göstermeye hazırdır. Ama o hep kenara atılacaktır. Kader ise bu işe dur demek için elinden geleni yapar. Kenara atanın önüne çıkarır sürekli o çamurlu altını. Bu sefer silsin o çamuru diye…
Sözün özü,farklı olmak gerçekte doğru olabilmektir. Ama 21.yy’da bu olayda kaybedenden olmaktır. Çünkü yalan olanlar doğru,doğru olanlar yalan oldu. Ama üzülme. Düşünmelisin bir kez olsun, 2elin yanına geldiğinde yani 7tahta altına girdiğinde huzurlu mu olacaksın?
Kendi adıma yanıtlayayım. Bugünlerde içimde bir ölünün sessizliği ve huzuru var. Çünkü 26yıl geçmiş ana rahminden çıkalı. 26yılda bir kez keşke demişim. 45 yaş benim için ideal olan. Öncesi makbul sonrası zehir olacak bir yaş. Pişmanlığım tek bir yılbaşı sabahına rastlar. %99.9′u kusursuz yaşanmış bir hayat. 2elim yanıma geldiğinde huzurlu olacağım işte. Hesap veren değil,soran olacağım. Bu yüzden bu huzur ve sessizlik. Sen bu kadar rahat mısın benim olduğum kadar? Alnı açık gidebilecek misin? İyilik yapana,iyiliğini düşünene hak etmediğini verirken? Bana değil,kendine yanıtla. Ben bıraktım anlamıyor musun hala?
Kalem arkası: Farklı yaşadım farklı öleceğim. Alnım açık,yüreğimde huzur olacak. Peki ya senin?