<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nightologist.Net © Since 2006 &#187; İstanbul</title>
	<atom:link href="http://www.nightologist.net/tag/istanbul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nightologist.net</link>
	<description>Gecenin Bilimi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 21:35:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>1</title>
		<link>http://www.nightologist.net/1/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Nov 2010 00:55:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=1132</guid>
		<description><![CDATA[Sokakları okşuyordu sabahın ilk gün ışıkları. Mahallenin az ilerisindeki eski fırından yayılıyordu mis gibi sıcak ekmek kokusu. Bakkal Hasan yeni açıyordu dükkanını. Kendinden bile yaşlı kepenklerin gıcırtısı mahallenin her köşesinde yankılanıyordu. Uykusundan yeni kalktığı hatta zorla kaldırıldığı her halinden belli olan 7-8 yaşlarında hafif tombul çocuk ekmek fırınına doğru yürüyordu. Fırıncı yaşlı,orta boylu,saçları çoktan un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sokakları okşuyordu sabahın ilk gün ışıkları. Mahallenin az ilerisindeki eski fırından yayılıyordu mis gibi sıcak ekmek kokusu. Bakkal Hasan yeni açıyordu dükkanını. Kendinden bile yaşlı kepenklerin gıcırtısı mahallenin her köşesinde yankılanıyordu. Uykusundan yeni kalktığı hatta zorla kaldırıldığı her halinden belli olan 7-8 yaşlarında hafif tombul çocuk ekmek fırınına doğru yürüyordu. Fırıncı yaşlı,orta boylu,saçları çoktan un gibi beyazlamış Mehmet efendi çocuğu gülerek karşıladı. Sıcacık ekmekleri kağıda sararak eline tutuşturdu. Ekmeğin sıcaklığından mıdır yoksa kokusunun aç olduğunu hissettiridiğinden midir bilinmez başladı yemeye ufaklık. Yiyerek evinin yolunu tuttu. Mehmet efendi mahallenin belki de en yaşlı esnafıydı. Sürekli güler yüzlüydü. Ununu elemiş eleğini asmıştı. Parası olmayanı bile ekmeksiz bırakmayan,olunca verirsin diyen birisiydi. Parada pulda gözü yoktu. Fırının masrafını karşılaması yeterdi ona. Fırında işi bitince terketmez fırının önüne eski bir tabure atar,bir de sehpa koyar çaycıdan iki çay söyler,bunu duyan yan komşusu nalbur Osman da içeriden kendisine bir tabure alır bir türlü Mehmet efendiyi yenemediği tavlasını kapar Mehmet efendinin karşısına oturur ve her zaman dediği gibi &#8220;Bugün seni yeneceğim Mehmet Baba&#8221; der ve tavlaya başlarlar. Ama henüz Mehmet efendiyi bir türlü yenmeyi başaramadı. Her seferinde hem gülerek hemde söylenerek tekrar dükkanına döner tavlada yenilmenin hıncını çırağından alırdı. Çırakta bunu bildiğinden Mehmet efendiye her tavladan önce lütfen yenil diye yalvarır,Mehmet efendi de her defasında tavlayı bilmiyor ben ne yapayım diye yanıtlar.</p>
<p>Mahallenin bir de kasabı vardı. Enine boyuna üç insan ebatında bir zaattı kendisi. Günü birlik gelen etleri sırtlanır sanki hiç yük almamış gibi götürür onu dolabına yerleştirirdi. Pek konuşmaz,genelde dinlerdi. Yani en çokta bakkal Hasan&#8217;ı dinlerdi. Zira ikisi rakip takım taraftarıydı. Özellikle de tuttuğu takımın yenildiği her maçtan sonra bakkal Hasan&#8217;ın iğnelemelerini dinlerdi. Bazen bakkal Hasan ileri gider kızdırırdı onda bile &#8220;Hadi ordan deyyus&#8221; deyip susardı.</p>
<p>Mahallenin en renkli simasını ise orta yaşını aşmış,hiç evlenmemiş,Nermin hanımdı. Her gün dışarı o topuklu ayakkabılarını giyer,süslenir,makyaj yapar öyle çıkardı. Mahalleli topuklu ayakkabısının sesinden Nermin hanımın geldiğini anlardı. Kimse ona yan gözle bakmaz,&#8221;abla nasılsın&#8221; diyerek kızdırırlardı. &#8220;Abla senin anandır eşşolueşşek&#8221; diyerek bir güzel küfür ederdi. Renkli kişiliği ise giyiminden kuşamından gelirdi. Nasıl diyeyim biraz yaşından genç giyinmeyi severdi. Onunla en çok sohbet eden Rum Adis beydi. Tam bir İstanbul beyefendisi gibi giyinirdi Adis bey. Fötr şapka,baston,kışın baston yerine şemsiye,takım elbisesiyle mahallenin en iyi giyinen kişisiydi. Ayrıca her ne kadar Türkçe&#8217;yi bizim gibi tam olarak telaffuz ederek konuşamasada çok kibar konuşurdu. Evden çıkıp işe giderken tüm gördüğüne mutlaka selam verirdi. Karşıdan Nermin hanımın geldiğini görünce durur,şapkasını çıkarır,selamını verir ayak üstü sohbet ederdi.</p>
<p>Mahalle dediysem o kadar büyük bir mahalle değildi. Zaman pek fazla oturanları değiştirmemişti. O yüzden mahalleden çok bir aileye benzerdi. Hemen hemen herkes birbirini tanırdı&#8230;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2F1%2F&amp;title=1" id="wpa2a_2"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>22:48</title>
		<link>http://www.nightologist.net/22-48/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/22-48/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Oct 2010 20:15:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşka Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Hayalperest]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=1107</guid>
		<description><![CDATA[Nesimi&#8217;ye sormuşlar.&#8221;Yârin ile hoş musun? Hoş olayım olmayayım,O yâr benim kime ne?&#8221; Kime ne seni beklemem. Hayat benim hayatım. Zaten gelip geçici bir durum değil midir hayat dediğimiz olay. Evet çoğuna göre çılgınlık,delilik hatta salaklık. Kimseye demedim zaten ben çok akılıyım diye. Çok nadirdir deli olmadığım zamanlar. Çok mu önemli seni beklerken hayatımı harcamak? Sensiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nesimi&#8217;ye sormuşlar.&#8221;Yârin ile hoş musun? Hoş olayım olmayayım,O yâr benim kime ne?&#8221;</p>
<p style="text-align: left;">Kime ne seni beklemem. Hayat benim hayatım. Zaten gelip geçici bir durum değil midir hayat dediğimiz olay. Evet çoğuna göre çılgınlık,delilik hatta salaklık. Kimseye demedim zaten ben çok akılıyım diye. Çok nadirdir deli olmadığım zamanlar. Çok mu önemli seni beklerken hayatımı harcamak? Sensiz de yemek yiyebiliyorum. Sensiz de işimi yapıyorum. Tek yapmadığım şey,kaldırıp bakmıyorum kafamı çevremde kim var diye. Bakmıyorum,bakmayacağım da hiç bir zaman.</p>
<p style="text-align: left;">Yetiyor çünkü hayallerin. Bir zamanlar yanımda olan,uzandığımda dokunabildiğim ve sarılabildiğim o kadına şimdilerde hayallerde sarılabiliyorum. Kah bir dağın tepesinde, kah bir denizin kenarında hayallerimde&#8230; Bazen İstanbul&#8217;un İstiklal&#8217;inde, bazen Ankara&#8217;nın Kızılay&#8217;ında&#8230; Bir zamanlar gezdiğimiz sokaklarda&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Sonuçta ben seni bekliyorum. Başkasını değil;seni bekliyorum. Ufacık şeylerden mutlu olduğunda gözünde gördüğüm ışıltıyı bekliyorum. Yanında mutlu olduğum kişiyi bekliyorum. Bakışlarında aşk olanı bekliyorum. Elini tutarken heyecandan mıdır,havadan mıdır ellerinin içi terleyen kişiyi bekliyorum. Yani kısaca seni,yüreğinle beraber bekliyorum. Bir kahvemi içersin geldiğinde. Malum uzun yoldan geleceksin&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">23:14</p>
<p style="text-align: left;">
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2F22-48%2F&amp;title=22%3A48" id="wpa2a_4"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/22-48/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>7,Tepe,Aşk&#8230;vs.</title>
		<link>http://www.nightologist.net/7tepeaskvs/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/7tepeaskvs/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 00:08:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşka Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraflara]]></category>
		<category><![CDATA[Hüzünbaz Satırlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gülhane]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaköy]]></category>
		<category><![CDATA[Sevmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=756</guid>
		<description><![CDATA[Her aşk kanatır&#8230; Öyle ya da böyle&#8230; Anılarımın saklı olduğu kara kaplı defteri araladım üstündeki tozları üfleyerek. 7tepeli şehrin ismi geçen yapraklar solgundu. Biliyor musun çocuk,hiç bilemedim İstiklâl&#8217;de kol kola gezmenin keyfini. Ya da gün batımını birbirimize yaslanarak izlemenin huzurunu. Ya da Gülhane parkına yağan sonbahar yaprakları arasında el ele gezmenin mutluluğunu. Oturamadık çocuk, Ortaköy&#8217;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><img class="aligncenter size-medium wp-image-755" title="Love-1" src="http://www.nightologist.net/wp-content/uploads/love_by_ladybirdm-399x300.jpg" alt="Love-1" width="399" height="300" /> </center><br />
<em>Her aşk kanatır&#8230; Öyle ya da böyle&#8230;</em><br />
</br><br />
Anılarımın saklı olduğu kara kaplı defteri araladım üstündeki tozları üfleyerek. 7tepeli şehrin ismi geçen yapraklar solgundu. Biliyor musun çocuk,hiç bilemedim İstiklâl&#8217;de kol kola gezmenin keyfini. Ya da gün batımını birbirimize yaslanarak izlemenin huzurunu. Ya da Gülhane parkına yağan sonbahar yaprakları arasında el ele gezmenin mutluluğunu. Oturamadık çocuk, Ortaköy&#8217;de sarmaş dolaş,ayaklarımıza değerken boğazın kokulu deniz suyu. Yapamadık be&#8230; Ama ne çok istemiştim biliyor musun? </p>
<p>Her aşk kanatır&#8230; Öyle ya da böyle&#8230;<br />
</br><br />
</br><br />
</br><br />
<em>Kalem arkası: Sevdim; tarlada, 50derecede güneşin alnında çalışırken, alnımdan akan ter gibi helal şekilde,hak ederek sevdim. Bir kez olsun sevdim diye de pişman olmadım. Hakkını vererek sevdim,biraz delice,çokca saf&#8230; Hakkını vererek sevdim,hak ederek sevdim&#8230; Ama&#8230; Ama sevilmedim&#8230; Ama ne çok istemiştim biliyor musun&#8230;</em> <em> </em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2F7tepeaskvs%2F&amp;title=7%2CTepe%2CA%C5%9Fk%26%238230%3Bvs." id="wpa2a_6"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/7tepeaskvs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabır&#8230;</title>
		<link>http://www.nightologist.net/sabir/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/sabir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:59:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Umutsal Yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Altan Erkekli]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Akbağ]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[İmkansız]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Pamukoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sabır]]></category>
		<category><![CDATA[Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü]]></category>
		<category><![CDATA[Umut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=548</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süreden beri ilk defa bu kadar sık geldim Ankara’ya. Hatta bu kadar uzun süre kalacağım. Yani en azından plan o şekilde. Ya da görünen mi diyelim. Kaderin insanın önüne ne çıkaracağı bilinmez denir ya işte benim hikâyem de tam burada başlıyor. Az ya da çok beni tanıyanlar hikâyemi bilirler. Hoş tanımakları da çok işe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süreden beri ilk defa bu kadar sık geldim Ankara’ya. Hatta bu kadar uzun süre kalacağım. Yani en azından plan o şekilde. Ya da görünen mi diyelim. Kaderin insanın önüne ne çıkaracağı bilinmez denir ya işte benim hikâyem de tam burada başlıyor. Az ya da çok beni tanıyanlar hikâyemi bilirler. Hoş tanımakları da çok işe yaramaz, biraz da yaşamaları gerekir benimle ki tam olarak neyi anlatmak istediğim anlaşılsın. Baştan söyleyeyim bu hikâyeden beni tanıyanların haricinde birilerinin bir şeyler anlayacağını beklemiyorum. Ama genel itibariyle bu hikâyede kaderi ve onun getirisini biraz hayat salatası, biraz da safsata ekleyerek anlatmayı planlıyorum. Takip edenler için söylemem gerekirse daha önce okuduklarınızdan farklı bir şey olmayacak. Müşteri velinimetimizdir mantığıyla, bizde yamuk mal bulunmaz laflarıyla devam ediyoruz işte yolumuza…</p>
<p>Geçtiğim birkaç seneyi irdelediğim zaman, ki bu zaman en az 3yıldan başlar, hiç bitip tükenmeyecek sandığım yıllardı. Ne zamana kadar derseniz geçen yılın bu ayları belki de birkaç ay sonrasına kadardır. Tanıştığım insanlardan tutunda bulunduğum ortamın farklılaşmasıyla başlayan bu süreçte bir şeyler değişti. Hani bir nevi ödül mü desek bu olaya tam olarak bilmiyorum ama sanırım o geçirdiğim buhran dolu 3-4yılın güzel hediyesi gibiydi. Aslında işin doğrusunu söylemek gerekirse mekânın değişiminde fayda varmış. Mekân değişince insanın düşüncesi de mekâna göre şekil alıyor galiba. O buhran dolu yıllarımda imkânsız denen olgunun olduğunu düşünürdüm. Neredeyse hayatımdaki her şey imkânsız gibiydi. Ancak işte mekân değişimiyle imkânsızın olmadığını gördüm. İnsanın maddi sıkıntısı olabilir, iş bulur atlatabilir. İnsanın evinde sıkıntısı vardır, komşusuyla ya da ev sahibiyle. Evini değiştirir daha iyi bir yer bulur huzura erer. Ancak insanın içinde bir sıkıntısı varsa, yani aklında ne yaparsa yapsın bazen o sıkıntıyı atamaz. Atalarımızda bu sözü sanırım bir nevi çıkış yolu olarak görmüşler; “Sıkı can iyidir kolay çıkmaz.” Tamamıyla saçma bir laftır. Daha doğrusu ben ona inanıyorum. Kolay çıkar. Çekersin bıçağı, atlarsın camdan aşağı bak nasıl kolay çıkıyor. Demek ki neymiş; atasözlerine güven olmaz. Bu bir kaçıştır kolay yoldur. Ama bu laf yerine her ne kadar bununla ilintili gibi görünmeyecek gibi olsa da şu lafı benimserim; “Doğru olan zoru başarmaktır.” İşte dayanma gücüm yok denen de bir laf vardır ağızlarda. Sıkıntıda olan insanların ağzında… Beni tanıyan tanır ben sağlam alkol kullanan bir insanımdır. Ateist değilimdir ancak nedense bu ülkede alkol alanların hepsi ateist olarak görüldüğü için belirtmek istedim. Bir şeyi çok iyi bilirim ki Allah (c.c) hiçbir kuluna taşıyamayacağı yük yüklemez. Ve yeri geldi mi kulunu sınar. Şimdi anladın mı neden dayanma gücüm yoktur lafına inanmadığımı? Ve asl’olanın zoru başarmak olduğunu? Her neyse ben paragrafın başına döneyim şu buhrandan çıkışıma. Çünkü ismini anmak istediğim birkaç kişi olacak. Ailemin haricinde. (Ailem= Annem, Babamdır gerisi yalandır) Hoş ismini anmak dedim ama burada Ali, Ayşe, Fatma, Hüseyin diye çetele çıkartmayacağım. Üstü kapalı geçeceğim…</p>
<p>Tüm bu olayların, yani buhran öncesinden bahsediyorum, tanıdığım birisi var hayatımda. Söz konusu olan bu kalbi güzel insan, her derdimi dinlemenin yanında, babasının oğlu olmasam da derdime ortak olabilecek ölçüde yardımcı oldu. Ben olsam şöyle yapardım diyerek en basiti. Eee diyeceksiniz ki ulan madem vardı böyle biri hayatında neden buhrana girdin. İşte bazen insan çevresindekilerin kıymetini bilemiyor, bilse de yeteri kadar önem veremiyor. Bir de bu tip insanların huyudur buhran öncesi gelir, sen zaten o yola girmişsindir. Fark edecek durumun yoktur. Ya da aman o çok biliyor, o bilgiç, o bunları yaşamadı ki diyecek konumda oluyorsun. Ben bu konumda o beni anlamıyor diyenler arasındaydım. Ancak anlıyormuş ama benim anlayış kabiliyetim düşmüş ben bunu anlayamamışım. <em>Not: Bu kişiye o kadar mesaj attım insan cevap verir değil mi, buradan huzurunuzda sesleniyorum. Sesime ses ver.</em> <img src='http://www.nightologist.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir diğer insan ise buhrandan çıkış dönemimde tanıştığım birisi. Moralim bozuk olduğundan dersi asıp limana içmeye gittiğimde; iyi misin Ayhan, geleyim mi, bak çok içme diye arayan birisi. Şu an arzu ettiği şehirde arzu ettiği bir bölümde mutlu mesut okuyor. Ki çevremde görüp tanıdığım, mutlu olmasını canı gönülden istediğim birisidir kendileri. <em>Kendime Not: Uzun süre oldu acilen bir arayıp hal hatır sormalıyım. </em>Evlerimiz birbirimize yakın olduğundan genelde beraber yürürdük, yürüyüş iyidir zekâ açar mantığıyla, uzun soluklu sohbetlerimiz oldu. Bir de sabahın köründe simit fırınından simit peynir alıp kahvaltı yapmalarımızı saymazsak. Hoş bir kere mi iki kere mi ne yaptık tam hatırlamıyorum ama şunu iyi biliyorum simitler soğudu. <img src='http://www.nightologist.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Daha yeni tanışmamıza rağmen bana verdiği akıldan, bana yaptığı kıyaklardan dolayı; genelde açığımı kapatmak tarzında, yani kanka, belki bilmediği belki fark etmediği şekilde bana yardımı çok fazla dokundu. <em>Not: Teşekkürler, google huzurunda. Geleceğim tekrar İstanbul’a.</em> <img src='http://www.nightologist.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tabi bunların haricinde insanlar olmadı mı? Oldu ama hikâye bu değil. Aslında hikâye son cümlede yine bütünlüğünü bulacak. Biliyorum uzun, kafa karıştırıcı bir hikâye oldu. Ama ismi geçmeyen tüm herkese teşekkür etmek görevimizdir. Teşekkürler. Ancak burada birisinden daha söz edeceğim bir diğer paragrafta. Ancak onu anlatmak yerine bir olguyu anlatacağım. O zaten kendisi anlayacaktır. <em>Not: Bu ne biçim bir hikaye oldu. 3kişi haricinde kimse anlamıyor gibi bir durum.</em> <img src='http://www.nightologist.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tüm bu süre zarfında tek bir şey öğrendim, çok şey öğrendim de bu en önemlisidir, ki daha öncesinde öğrenmeyi beceremediğim, bildiğim ama uygulayamadığım bir durumdu, o da sabırdır. Şimdi geriye dönüp baktığımda bayağı bir sabırsızmışım. Ve bu yüzden sürekli olarak yeri gelmiş dibe batmışım. Bugünde yaşadıklarımdan sonra insanın eğer kalbi temizse her şeyin istediği gibi olacağını bir kez daha anladım. Her bayramda, her yılbaşında çok gülerek ama az düşünerek izlediğimiz bir tiyatro oyunu vardır. Sen hiç ateşböceği gördün mü adlı tiyatro oyunu. O oyunda Demet Akbağ işe başlamak için başvurduğu müdüre, ki burada o kişi Altan Erkekli’dir, şu cümleyi söyler: “Zoru hemen başarırım, imkansız biraz zaman alır.” Aslında gülünür geçilir ama tam adam akıllı bir cümledir bana göre. Sabretmeyi, Umut etmeyi bilen bir insanın tek diyeceği cümledir. Bir de kalbini temiz tutanın. Bir de Osman Pamukoğlu’nun bir sözü vardır; “Bir iyileşmeden önce her şey kötü olur” diye. Tüm bu umutsal yaklaşımlar bir araya geldiğinde, bir insanda toplandığında o insanın yapamayacağı şey yoktur. Sabır, Umut, İmkânsız demek saçmadır ve Bir iyileşmeden önce her şey kötü olur laflarına inanan, yürekten inanan insan için keder, hüzün ve mutsuzluk gelip geçicidir. İşte o zaman boğulmakta olan imam gibi olursun; ancak sana gönderilen kurtarma ekiplerini kimin işi olduğunu anlarsın.<br />
</br><br />
</br><br />
</br><br />
<em>Kalem arkası: Yeter ki yürekten iste; o mutlaka olur. </em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2Fsabir%2F&amp;title=Sab%C4%B1r%26%238230%3B" id="wpa2a_8"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/sabir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1.5 Liralık Çay&#8230;</title>
		<link>http://www.nightologist.net/15-liralik-cay/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/15-liralik-cay/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jan 2008 23:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraflara]]></category>
		<category><![CDATA[Çay]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaköy]]></category>
		<category><![CDATA[Yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;a gün batıyordu. Ve o günün batışını bir çift göz seyreyliyordu. İçinden geçirdi; &#8220;Ne güzel martılar yarıyor kanatlarıyla havayı ve uçuyorlar bir mavilikten bir maviliğe.&#8221; Çaycı başında dikilmişti yine,&#8221;Koy bakalım&#8221; dedi &#8220;Demli olsun bu sefer&#8221; İnce belli bardağının beline vura vura karıştırdı attığı o eriyemeyen şekeri. Usturuplu bir yudum aldı çayı az karbonatı bol çayından. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp3.blogger.com/_2xSPIqZLrUI/R5ExJnRCnTI/AAAAAAAAAGE/L4SsNxx5eGE/s1600-h/Faruk_IMG_3732.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5156957089544969522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" src="http://bp3.blogger.com/_2xSPIqZLrUI/R5ExJnRCnTI/AAAAAAAAAGE/L4SsNxx5eGE/s400/Faruk_IMG_3732.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<div>İstanbul&#8217;a gün batıyordu. Ve o günün batışını bir çift göz seyreyliyordu. İçinden geçirdi; &#8220;<em>Ne güzel martılar yarıyor kanatlarıyla havayı ve uçuyorlar bir mavilikten bir</em> <em>maviliğe.</em>&#8221; Çaycı başında dikilmişti yine,&#8221;<em>Koy bakalım</em>&#8221; dedi &#8220;<em>Demli olsun bu sefer</em>&#8221; İnce belli bardağının beline vura vura karıştırdı attığı o eriyemeyen şekeri. Usturuplu bir yudum aldı çayı az karbonatı bol çayından. Bitmek üzere olan cigara paketinden bir tane daha dal çekti. Ve bir nefes doldurdu boğazın o kızılboyalı manzarasına. Bir vapur yararak gidiyordu denizi. Vapurda insanlar. Evine gitme telaşında. O sırada aklına düştü o sabahtan beri sormadığı soru; &#8220;<em>Ben nereye gideceğim şimdi?</em>&#8221; Uzun zaman olmuştu bir sırt çantasına koyduğu eşyalarla yola koyulalı. Gidecek yeri vardı var olmasına karşı ama orası şu anda kilometrelerce uzaktaydı. Bir sevdalıktı düşmüştü yollara. Düşmüştü ama bu şehrin,bu yedi tepeli şehrin büyüsü adeta buraya çakmıştı. Yedi tepeli şehrin yedi tepesine birden yedi umut gömmüştü hiç farkında olmadan. İçinden geçirdi; &#8220;<em>Ahmet&#8217;i aramalı</em>&#8221; diye çıkardı telefonu ve hemen buldu Ahmet&#8217;i&#8230; Cebinden &#8220;<em>Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor</em>&#8221; dedi soğuk bir bayan sesi. Tekrar düşündü. &#8220;<em>Kimi aramalı</em>&#8221; diye. Aklına askerlik arkadaşı geldi; &#8220;<em>Evet</em>&#8221; dedi içinden,&#8221;<em>O da beni kabul etmezse kim edecek? Kim kurtardı onu yüzbaşının elinden? Hem kan kardeşim de değil</em> <em>mi?</em>&#8221; dedi. Askerlikte güneydoğuda teröristlere karşı savaşırken yaralanmıştı da kan vermişti kan kardeşine. Hemen çevirdi numarasını. Çaldı çaldı ama açan olmadı. Tekrar aradı belki duymamıştır diye. Yine aynı. Çaldı açanın olmadığı o telefon. Çaycı yine yanında belirmişti. &#8220;<em>Abey çay verem mi</em>&#8221; diyen o güzel sonradan öğrenilme Türkçesi ile. &#8220;<em>Yok, sağ ol. Sen bir hesabı getiriver sana zahmet</em>&#8221; dedi. Çaycı gitti çok geçmeden geri geldi. &#8220;<em>Abey 3çay 1.5lira</em>&#8220;dedi. 2lirayı verdi ve motoruna doğru yürüdü.</div>
<div>Martılar göğü yarıyordu kanatlarıyla. Vapur yarıyordu içindeki insanlarla denizi&#8230; Bir motor çalıştı. Ve uzaklara doğru kilometreleri yararak uzaklaştı.</div>
<div></div>
<div></div>
<div><em>Special thanks for photo;</em></div>
<div><em>Photographer: Faruk</em></div>
<div><em>Photo name:</em><a href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=682669#682669"><em> İstanbul-Gün Batımı Fotoğrafları</em></a></div>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2F15-liralik-cay%2F&amp;title=1.5%20Liral%C4%B1k%20%C3%87ay%26%238230%3B" id="wpa2a_10"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/15-liralik-cay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasan Usta&#8217;nın Hikayesi-2</title>
		<link>http://www.nightologist.net/hasan-ustanin-hikayesi-2/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/hasan-ustanin-hikayesi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 16:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Usta]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kozan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Yine aynı şekilde rastlamıştım Hasan Usta&#8217;ya. Banka oturmuş yedi tepeli şehrin yedisine birde hoşçakal diyen güneşi seyreyliyordu yaşlı gözleriyle. Bir de cigara tellendirmiş boğaza karşı. Beni farketmedi yanına oturduğumda dahi. Cigarası bitince ancak farketti beni. &#8220;Hayırdır&#8221; dedi,yıllara yenik sesiyle. &#8220;Ne gezersin buralarda?&#8221; İşte ilk o zaman bana hikayesini anlatmasını istemiştim. Çok duymuştum sağdan soldan ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yine aynı şekilde rastlamıştım Hasan Usta&#8217;ya. Banka oturmuş yedi tepeli şehrin yedisine birde hoşçakal diyen güneşi seyreyliyordu yaşlı gözleriyle. Bir de cigara tellendirmiş boğaza karşı. Beni farketmedi yanına oturduğumda dahi. Cigarası bitince ancak farketti beni. &#8220;Hayırdır&#8221; dedi,yıllara yenik sesiyle. &#8220;Ne gezersin buralarda?&#8221; İşte ilk o zaman bana hikayesini anlatmasını istemiştim. Çok duymuştum sağdan soldan ama hiç sormamıştım kendisine. İlk o gün sormuştum. Ve ilk o gün Hasan Usta&#8217;yı tam olarak anlayabilmiştim. İlk defa bir hikayenin bu kadar efkarlı olduğunu ilk o gün farkedebilmiştim.<br />
Hep duyduğum hikayeydi belki birazı. Ama hiç bu kadar olacağını bilmiyordum. Hiç bu kadar farklı olacağını beklemiyordum. Hasan Usta renkleriyle nasıl şaşırtıyorsa bir insanı kendi hikayesiyle bir fazla şaşırtıyordu. Anlattı anlattı. Akşamı gece,geceyi sabah etti. O anlattı ben dinledim. O anlattıkça şaşırdım. Anlattıkça dinledim. Herhalde kimseye böyle anlatmamıştır. Bu kadar uzun. Bu kadar yorgun bir hikayeyi bu kadar uzun anlatmamıştı. Sanki sormamı beklemiş,en ince detayı bile atlamadan anlattı. Bazen sustu,konuşmadı. Hiç bir şey anlatmadı. Ama bol bol anlattı.<br />
Adana&#8217;dan ayrılış sebebini. Daha doğrusu kaçış sebebini anlattı. Kozan&#8217;ı neden kanattığını anlattı. Kozan kanarken kendi yarasının kanamasını anlattı. Anlattıkça anlattı. Arada sırada kaderine kızdı. Arada sırada kendine kızdı. En çokta Kozan&#8217;a kızdı,Adana&#8217;ya kızdı. Kızdı ama sevdi de. Kızdıkça sevdi,sevdikçe kızdı. Özlemini de anlattı. Adana özlemini,Kozan özlemini. Anlattı. Anlattı amma,dönemeyeceğini de anlattı. Kanatmıştı Kozan&#8217;ı&#8230; Kozan da onu&#8230;</p>
<p>Anlattı Hasan Usta. Anlattıkça anlattı. Kelimeleri birbirine düğümleyip düğümleyip anlattı&#8230; Boğazına düğümledi,yüreğine düğümledi. Her kelimesine bir can ekledi&#8230;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2Fhasan-ustanin-hikayesi-2%2F&amp;title=Hasan%20Usta%26%238217%3Bn%C4%B1n%20Hikayesi-2" id="wpa2a_12"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/hasan-ustanin-hikayesi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasan Usta&#8217;nın Hikayesi-1</title>
		<link>http://www.nightologist.net/hasan-ustanin-hikayesi-1/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/hasan-ustanin-hikayesi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2007 22:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kozan]]></category>
		<category><![CDATA[Sevda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[Bilir misiniz Hasan Usta&#8217;nın hikayesini? Adana&#8217;nın bozkırından,İstanbul sokaklarına uzanan hikayesini siz bilir misiniz? Uzanıpta yorgun düşen hikayesini? Bilmezsiniz. Çok kişi de bilmez Hasan Usta&#8217;nın hikayesini. Tanıyanlar bilir. Oturup boğaza karşı cigara tüttürenler bilir. Bilir de pek anlatmazlar. Bilirler de pek anlatılası gelmez. Gelmez çünkü Hasan Usta öyle demiştir. Hasan Usta cigarasını yakmıştır,ardı sıra sönen cigarasının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilir misiniz Hasan Usta&#8217;nın hikayesini? Adana&#8217;nın bozkırından,İstanbul sokaklarına uzanan hikayesini siz bilir misiniz? Uzanıpta yorgun düşen hikayesini? Bilmezsiniz. Çok kişi de bilmez Hasan Usta&#8217;nın hikayesini. Tanıyanlar bilir. Oturup boğaza karşı cigara tüttürenler bilir. Bilir de pek anlatmazlar. Bilirler de pek anlatılası gelmez. Gelmez çünkü Hasan Usta öyle demiştir. Hasan Usta cigarasını yakmıştır,ardı sıra sönen cigarasının ardından. Hasan Usta sevmez kendisine acınmasını. Bilinmesini istemez kendisinin. O huzurludur,Beyoğlu&#8217;nun arka sokaklarında çöpte ararken yiyeceğini. Hasan Usta gariptir. Görenler öyle derler. Derler de bilmezler pek Hasan Usta&#8217;nın gizemini. Aslında Adana da duymayan kalmamıştır Hasan Usta&#8217;yı. Bilenler bilir. Adana&#8217;lı olanlar bilir. Onu da yine tanıyanlar bilir. Oturup Kozan&#8217;da cigara tüttürenler bilir. Kozan&#8217;da doğmuştur Hasan Usta. &#8217;50li yıllarda. Hani yüzyılın tam ortasına denk düşen yıllar. Tam söylemez Hasan Usta doğumunu. Keza doğumu ona can verirken almış anacığının canını. O yüzden hep der,&#8221;Ben anamı taşırım yükümde.&#8221; Hasan Usta&#8217;nın yüzü karadır. Adana&#8217;nın ovalarında kararmıştır. Güneş altında kararmıştır. Doğarken kararmıştır.Anasını kaybedince kararmıştır da,kararmasına. En son olaydan sonra iyiden iyiye karalar inmiştir yüzüne. Zayıfça yüzlüdür.Zaten kendisi de pek kilolu sayılmazdı. Eskiden de değildi. Değildi de bu kadar zayıf değildi Hasan Usta. Hasan Usta ama pek bir yamandı işinde. Hani üzerine yoktu şu koca Adana&#8217;da. Sanmıyorum olsun İstanbul&#8217;da da. Parmakları işi için yaratılmıştı. İnce uzun parmakları vardı. Dokundukları yere renk katarlar,cümbüş eklerler. Ustadır işte Hasan Usta. Renklerin ustasıdır. O dokununca renklere renkler dile gelir de bir güzel süslerler dokundukları yeri. Hasan Usta Ebru yapar. Ebru&#8217;nun hakkını da verir hani. Dökdükçe ödlü suyun üzerine renklerini,renkleri çiziverir Hasan Usta&#8217;nın içindekileri. Hasan Usta parmaklarıyla tutar fırçasını. İnce ince dokundurur suya. Kayar gider üzerinden renkler. Gider de zehri şerbete çevirir. Öyledir Hasan Usta ve onun renkleri. Atasından mirastır teknesi,fırçaları.Atasına da onun atasından. Dede yadigarı meslektir. Doğarken,anası öldüğünde damlamıştır onun için öd suyuna kara renk. Ondandır ebrularında bulunur siyahlık. Karalık. Kahrolası karanlık. Daha bebeyken düşmüştür beşiğine. Büyüten de süt anasıdır. Çok sevmiştir. Ama beşiğine düşen karanlık bulaşmıştır. Daha 7yaşına gelmeden kan davasından almıştır anası bellediği süt anasını yüreğinden. Babası desen zaten hayırsız imiş. Anasını hamile bırakıp kaçmış Adana Merkez&#8217;deki dostuna. Kaçmış amma,dayıları vuruvermiş meydanın ortasında. Meydan da bir ölü,bir katil. Yani ondandır beşiğine biraz da kan bulaşması. Allahtan kan ellerine bulaşmamış. Kalmış beşiğinde,kurumuş o doğuncaya kadar. Hasan Usta. Renklerin ustası. Bahtında tek renk vardır. Kara&#8230; Bahtı kara,kederi kara,hüznü kara&#8230; Suratı kara Hasan Usta&#8230; Kahrolasıca kara&#8230; Renklerin ustası Hasan Usta&#8230;. Onu tanımak için içmelisiniz boğaza karşı bir cigara. O size anlatır&#8230;Anlatır da şimdilik bu kadardır anlatılacak olan&#8230;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2Fhasan-ustanin-hikayesi-1%2F&amp;title=Hasan%20Usta%26%238217%3Bn%C4%B1n%20Hikayesi-1" id="wpa2a_14"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/hasan-ustanin-hikayesi-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fırtınanın Ardından&#8230;</title>
		<link>http://www.nightologist.net/firtinanin-ardindan/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/firtinanin-ardindan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Nov 2007 19:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraflara]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Fırtına]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[Kepez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Fırtına yutmuştu bizim Ahmet kaptanı.Ahmet kaptan gitmişti.Yitmişti.Sonradan aramaya başladı arkadaşları onu.Cesedini belki de kayığından bir parçayı&#8230;Fırtına dindikten sonra çıkabilmişlerdi denize.Fırtınadan sonra,Ahmet kaptan yittikten sonra.Bir zaman aradılar.Çok zaman aradılar.Bulamadılar&#8230;Ahmet kaptan yitik,kayığı batık.Kimse görmedi,kimse bilmedi&#8230;Ahmet kaptan üzgün gitti&#8230; Bizim oralar farklıdır.Güzeldir.Şubat ayında Kepez&#8217;den sallandınız mı şehre doğru portakal çiçeğinin kokusunu duyarsınız.Sabahları özellikle.Gün doğarken.Hafiften ışıklar vuruyorken denize,o keskin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp1.blogger.com/_2xSPIqZLrUI/RztKzxkFZ4I/AAAAAAAAADo/ru7-9uWl2VY/s1600-h/PB120003+(Large).jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5132778453657282434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" src="http://bp1.blogger.com/_2xSPIqZLrUI/RztKzxkFZ4I/AAAAAAAAADo/ru7-9uWl2VY/s400/PB120003+(Large).jpg" border="0" alt="" /></a> <em>Fırtına yutmuştu bizim Ahmet kaptanı.Ahmet kaptan gitmişti.Yitmişti.Sonradan aramaya başladı arkadaşları onu.Cesedini belki de kayığından bir parçayı&#8230;Fırtına dindikten sonra çıkabilmişlerdi denize.Fırtınadan sonra,Ahmet kaptan yittikten sonra.Bir zaman aradılar.Çok zaman aradılar.Bulamadılar&#8230;Ahmet kaptan yitik,kayığı batık.Kimse görmedi,kimse bilmedi&#8230;Ahmet kaptan üzgün gitti&#8230;</em><br />
<em></em><br />
Bizim oralar farklıdır.Güzeldir.Şubat ayında Kepez&#8217;den sallandınız mı şehre doğru portakal çiçeğinin kokusunu duyarsınız.Sabahları özellikle.Gün doğarken.Hafiften ışıklar vuruyorken denize,o keskin koku yayılıverir şehrin bir ucundan diğer ucuna.Mis gibi kokar&#8230;Eşsizdir&#8230;<br />
Bizim oranın denizide farklıdır.Benzemez İzmir&#8217;in denizine yahut İstanbul&#8217;un pisliğine.Tertemizdir.Dalga yokken dibini görürsünüz.Tertemizdir,balıklar yüzer.Seyre dalarsınız.Evinizde ki akvaryumu izliyormuşçasına.Hani balıkçıları da olur.Sabahları kayaların üstünde.Avlarlar mırmırı ya da mercanı.Tertemiz suyun temiz balıklarıdır.Bazen de sizde seyredersiniz.Engin maviliğin,kumsaldaki kumlarla yaptığı dansı.Akşamları sesini duyarsınız dansın,sabahları izlersiniz.Ama en önemlisi de temizdir&#8230;<br />
İşte böyle bir şehrin de arkadaşlıkları olur.En kör anlarda aydınlatırlar çevreni.Gerektiğinde gören gözlerin,duyan kulakların olurlar&#8230;Eşsizdirler&#8230;Yaslanacak duvarın olurlar sen sendelerken,bazende koluna giren.Cesaretsizliğinin sonuçlarını beklerken,ittirirler ardından seni,yüreklendirirler,cesaretsizliğine cesaret tohumları ekerler&#8230;Bir anda kaybolurlar bazen,kayboldular derken,beklemediğin anda çıkar gelirler&#8230;Fırtınanın içinde batmak üzereyken onların sesini duyarsın,dalgaları yararak,fırtınayı bölerek sana gelirler ve seni o fırtınanın içinden söküp alırlar.Dedim ya.Eşsizdirler&#8230;<br />
En önemlisi ise kalpleri temizdir.Kırmazlar,kırılmazlar,yaptığının ardında aramazlar başka bir şey.Bazen sadece bakışın bile yeter,bazen merhaba diyen bir sesin bile yeter.Onlar seni hep anlarlar.Fesatlıkları yoktur.Kıskançlıkları yoktur.Temizdiler&#8230;</p>
<p><em>Kalem arkası: Sevgili dostum;fırtınanın göbeğinde,boğulmak üzereyken,ansızın,beklenmedik bir şekilde,beklenemeyecek bir şekilde,fareler bile terk ederken gemiyi;gelip,bulup,o karanlıkta,o karmaşada,o kargaşada,kurtardığın gibi,karanlığıma aydınlık olduğun için sana minnettarım&#8230;</em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2Ffirtinanin-ardindan%2F&amp;title=F%C4%B1rt%C4%B1nan%C4%B1n%20Ard%C4%B1ndan%26%238230%3B" id="wpa2a_16"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/firtinanin-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekrar deneyelim mi?</title>
		<link>http://www.nightologist.net/tekrar-deneyelim-mi/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/tekrar-deneyelim-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2006 21:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşka Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Umutsal Yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Denemek]]></category>
		<category><![CDATA[Gar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Tekrar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[bitti&#8230; umuda yolculuktu&#8230;Ankara garından kalkan trene binmek&#8230;yonum İstanbul&#8230;7tepeli şehir&#8230;haydarpaşa&#8230;bir umuttu&#8230;ama farklı bir umut&#8230;bu sefer umut&#8230;umudun umuduydu&#8230;umut yeter diyordum&#8230;ama suprizdi&#8230;hüzünbaz satırlara nokta koymasada&#8230;bir virgul atar diyordum&#8230;ama&#8230;&#8230;. uzun&#8230;yorucu&#8230;umutlu&#8230;heyecanlı&#8230;bir yolculuk&#8230;bir o gardan bir o gara&#8230;sallantılı&#8230;garip&#8230;uykusuz&#8230;ama yorgunluk vermeyen bir yolculuk&#8230;ardından korfez&#8230;deniz&#8230;2.sevdam&#8230;deniz&#8230;gozlere dolan bir kac damla yas&#8230;sonrasında sisli bir istanbul&#8230;haydarpaşa garı&#8230;sabahın erken saatleri&#8230;gun vuruyor denizden sahillere&#8230;karakoy iskelesinde goruyorsun&#8230;aylardır cektigin ozlemin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/5547/3778/1600/215396/%2858%29.jpg"><img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/5547/3778/320/709575/%2858%29.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
bitti&#8230;<br />
umuda yolculuktu&#8230;Ankara garından kalkan trene binmek&#8230;yonum İstanbul&#8230;7tepeli şehir&#8230;haydarpaşa&#8230;bir umuttu&#8230;ama farklı bir umut&#8230;bu sefer umut&#8230;umudun umuduydu&#8230;umut yeter diyordum&#8230;ama suprizdi&#8230;hüzünbaz satırlara nokta koymasada&#8230;bir virgul atar diyordum&#8230;ama&#8230;&#8230;.<br />
uzun&#8230;yorucu&#8230;umutlu&#8230;heyecanlı&#8230;bir yolculuk&#8230;bir o gardan bir o gara&#8230;sallantılı&#8230;garip&#8230;uykusuz&#8230;ama yorgunluk vermeyen bir yolculuk&#8230;ardından korfez&#8230;deniz&#8230;2.sevdam&#8230;deniz&#8230;gozlere dolan bir kac damla yas&#8230;sonrasında sisli bir istanbul&#8230;haydarpaşa garı&#8230;sabahın erken saatleri&#8230;gun vuruyor denizden sahillere&#8230;karakoy iskelesinde goruyorsun&#8230;aylardır cektigin ozlemin gozlerini&#8230;bir yanda deniz&#8230;bir yanda bir cift goz&#8230;kim bakar denize&#8230;ozlemin gozleri dururken&#8230;merak etmedim&#8230;deniz anlar beni&#8230;karakoyden haydarpasa tekrar&#8230;sonrasında kadıkoy iskelesi&#8230;oradan taksim&#8230;once otel&#8230;kalacak yer&#8230;biraz istiklalde tur&#8230;sonrasında sinema&#8230;sonrasında ortakoy&#8230;gun batıyordu&#8230;kız kulesinin ardından&#8230;kızıla boyuyordu gok yuzunu&#8230;ve bir kelime&#8230;icimi kan kırmızısına boyayan&#8230;&#8221;imkansız&#8221;&#8230;bogaz koprusunden asagı suzulen umutlarım&#8230;denize dogru&#8230;ne bir kurtarıcı kaldı&#8230;ne bir sans&#8230;ama uzulmedim&#8230;umutlarım duserken gokten&#8230;denize&#8230;uzuldum&#8230;kahverengi gozlerdeki yaslara&#8230;imkansız derken..akan yaslara uzuntum&#8230;duymustum&#8230;ama gormemistim&#8230;keske gormeseydim&#8230;halen daha&#8230;uzuluyorum&#8230;halen daha&#8230;gozlerimin onunden gitmiyor&#8230;gozlerinden akan yasların goruntusu&#8230;aksam taksim&#8230;istiklal&#8230;bir bar taburesinde&#8230;adisyon kagıdına karalanan&#8230;3satır yazı&#8230;<br />
&#8220;bir daha gelmeyecegimi bilerek yazıyorum artık&#8230;barmanden rica minnet araklanan kagıt ve kalem&#8230;ve bir de dibinde yattıgım bos bira bardagı&#8230;2sigara bir bira&#8230;bir de umutlarımı yatırdıgım kul tablası&#8230;herseyin farklı olmasını istedik ikimizde&#8230;ne bir damla gozyası gormek isterdim gozlerinde&#8230;ne de umutsuzluk&#8230;ama ikisini birden gordum kahverengi gozlerinde&#8230;her bir damla yas ok oldu saplandı yuregime&#8230;hic cıkmayacak bir sekilde&#8230;ve goruntun&#8230;uzgun&#8230;aglayan&#8230;karsımda&#8230;bir mendil elinde&#8230;ellerin ceplerinde&#8230;hic gormemeliydim&#8230;ama gordum&#8230;gitmeliydim&#8230;ama gidemedim&#8230;umutlarıma uzulmedim&#8230;ama aglaman beni bitirdi&#8230;artık acı duymuyorum&#8230;o kadar alıstı ki bedenim acıya&#8230;hissetmez oldu&#8230;aglıyorum&#8230;cunku hayatımdan sonsuza dek cıktıgını artık anlıyorum&#8230;ve elimden hic bir sey gelmiyor&#8230;acının gerceklikle ortustugu an&#8230;kahverengi gozlerinde umutsuzluk ve acıyı gordugum an&#8230;ve gozyaslarını&#8230;bittigim an&#8230;renk zevk&#8230;hepsini bıraktım artık&#8230;inanmıyorsun ama artık oyle&#8230;ben bir masal prensesine asıktım&#8230;ama harikalar diyarının prensi degildim&#8230;culsuz&#8230;pejmurde sokak adamıydım&#8230;.masal prensesi gitti&#8230;kopru altı benimdi&#8230;<br />
hic bir seyin imkansız olmadıgına inandım&#8230;imkansız olan&#8230;birini bu denli sevebilecegimdi&#8230;ama onu da yaptım&#8230;imkansızı basardım&#8230;az cok ama&#8230;bir omur verildi&#8230;onu da simdi feda ediyorum ugruna&#8230;seversem baskasını toprak olsun bedenim&#8230;tek duamdı&#8230;seccadeye yaslanan alnımın altındaki dudaklarımdan Allah&#8217;a yolladıgım&#8230;ismini soylediler&#8230;birlikte olmak istediler&#8230;ama olmadı&#8230;<br />
anlıyorum&#8230;artık anlıyorum&#8230;sevmek anlamaktı&#8230;artık cok iyi anlıyorum&#8230;seni sevmeyi bu sefer basarıyorum&#8230;kaybetmeme ragmen&#8230;sevmeyi basarıyorum&#8230;gidiyorum yarın&#8230;bu sehirden&#8230;7tepeli istanbuldan&#8230;gonlumu&#8230;sevdamı bırakıyorum&#8230;yuregimi bırakıyorum cantana&#8230;bir gun elin gider de bulursun belki diye&#8230;toz tanesi buyuklugunde&#8230;.bir dunya genisliginde&#8230;biliyor musun bir umuduna bakardı&#8230;dunyayı bahsetmem sana&#8230;kahverenegi gozlerindeki bir umuttu&#8230;4bir yanında pervane olmama yetecek olan&#8230;ama o umut hic olmadı&#8230;beni istanbul&#8217;a tasıyan umut&#8230;bugun&#8230;ortakoy&#8217;de gomuldu denize&#8230;beni de goturdu&#8230;ama ne sen bunun farkındasın&#8230;ne de gulhane&#8217;deki ceviz agacları&#8230;&#8221;<br />
ardından&#8230;biraz kaybolaraktan&#8230;istiklal caddesi&#8230;oradan&#8230;kucuk otel odam&#8230;sonrasında karanlık bir sabaha yumulan gozler&#8230;<br />
pazar gunu&#8230;gozlerimi acmak istemesemde&#8230;acmak zorunda kaldıgım pazar gunu&#8230;ac karnına bir kahve&#8230;yanına bir paket sigara&#8230;sadece 2-3saat icinde&#8230;sonra tekrar senle bulusmak&#8230;cemberlitas&#8230;oradan&#8230;gulhane parkı&#8230;sonbahar yaprakları ezilirken ayaklarımızda&#8230;beraberce yurumek&#8230;biraz sohbet&#8230;ve tekrar&#8230;dudaklarından dokulen&#8230;tek kelime&#8230;&#8221;imkansız&#8221;&#8230;hüzünle yıkanmıs toprak kokusu&#8230;sarı sonbahar yaprakları arasından&#8230;gokyuzune suzulen o toprak kokusu&#8230;ardından tekrar ortakoy&#8230;tekrardan batıyor gunes&#8230;kız kulesinin ardından&#8230;konusuyoruz&#8230;olmaz diyorsun&#8230;imkansız diyorsun&#8230;bir baskası var diyorsun&#8230;artık&#8230;susuyorum&#8230;bir sey diyemiyorum&#8230;gitmis gonlun bir baskasına konmus&#8230;limandan gemi coktan ayrılmıs artık&#8230;susuyorsun&#8230;konusmuyorsun&#8230;bir kagıt cıkarıyorsun&#8230;kagıt bir fatura&#8230;bir de kalem&#8230;once tırnaklarına cicekler ciziyorsun&#8230;niye konusmuyorsun diyorum&#8230;konusursam aglarım yazıyorsun&#8230;konus diyorum&#8230;bogazım dugumleniyor diyorsun&#8230;tırnaklarına cicek cizmeye devam ediyorsun&#8230;basın egik onune&#8230;sonra kagıdı onune cekiyorsun&#8230;tek bir satır yazıyorsun&#8230;bana dunyaları veren&#8230;bogaz koprusunden denize dogru dusmekte olan hayallerime ruzgar olan&#8230;yavasca karaya bırakan&#8230;</p>
<p><em>tekrar deneyelim mi&#8230;</em></p>
<p>Evet bir tanem&#8230;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2Ftekrar-deneyelim-mi%2F&amp;title=Tekrar%20deneyelim%20mi%3F" id="wpa2a_18"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/tekrar-deneyelim-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sol yanım&#8230;</title>
		<link>http://www.nightologist.net/sol-yanim-2/</link>
		<comments>http://www.nightologist.net/sol-yanim-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Nov 2006 21:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nightologist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hüzünbaz Satırlar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Sevda]]></category>
		<category><![CDATA[Umut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nightologist.net/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[sana yazdım hikayelerimi&#8230;siirlerimi&#8230;hic farketmedin&#8230;tıpkı cem karaca&#8217;nın sarkısındaki gibi&#8230;ben bir ceviz agacıydım gulhane parkında,ne sen bunun farkındaydın ne de polis&#8230;sol yanım agrıyor artık&#8230; hayallerim vardı&#8230;ama hic gerceklesmeyeceklerini bilmeden kurdugum&#8230;ufak bir mum alevinde yazdıgım koca koca umut sayfalarım vardı&#8230;ama nerden bilebilirdim ki&#8230;hic bir zaman gerceklesmeyecegini&#8230; istanbul&#8217;u seyretmek isterdim&#8230;o yedi tepeli sehrin&#8230;ısıklarının arasından vuran ay ısıgı duvardaki golgelerimizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5547/3778/1600/%2839%29.3.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5547/3778/320/%2839%29.3.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
sana yazdım hikayelerimi&#8230;siirlerimi&#8230;hic farketmedin&#8230;tıpkı cem karaca&#8217;nın sarkısındaki gibi&#8230;ben bir ceviz agacıydım gulhane parkında,ne sen bunun farkındaydın ne de polis&#8230;sol yanım agrıyor artık&#8230;<br />
hayallerim vardı&#8230;ama hic gerceklesmeyeceklerini bilmeden kurdugum&#8230;ufak bir mum alevinde yazdıgım koca koca umut sayfalarım vardı&#8230;ama nerden bilebilirdim ki&#8230;hic bir zaman gerceklesmeyecegini&#8230;<br />
istanbul&#8217;u seyretmek isterdim&#8230;o yedi tepeli sehrin&#8230;ısıklarının arasından vuran ay ısıgı duvardaki golgelerimizi sevistirirken&#8230;omzuma yaslanıp uyumanı isterdim&#8230;ya da kız kulesini seyretmekti..gece sahilden..o yedi tepeli sehrin ısıkları altında&#8230;ama olmadı&#8230;sol yanım cok agrıyor&#8230;<br />
baslangıcı olan herseyin bir sonu vardı&#8230;kotu birinin sonu da kose basında olurdu&#8230;artık oyle de olacak&#8230;karamsarım&#8230;ama renklerim yok&#8230;<br />
artık agrımıyor sol yanım&#8230;ya da hissetmiyorum&#8230;bilmiyorum&#8230;tek bildigim&#8230;artık gidiyorum buralardan&#8230;ne agrı kalıyor artık&#8230;ne de&#8230;dusunceler&#8230;gozlerine saklıyorum&#8230;istanbulun gecelerini&#8230;birlikte izleyemedigimiz o geceleri&#8230;yangın gozlerine saklıyorum&#8230;giderken&#8230;sana olan sevdamı&#8230;<br />
artık sol yanım agrımıyor&#8230;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.nightologist.net%2Fsol-yanim-2%2F&amp;title=Sol%20yan%C4%B1m%26%238230%3B" id="wpa2a_20"><img src="http://www.nightologist.net/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nightologist.net/sol-yanim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

