Posts Tagged ‘Karanfil’

An”Kar”a…

Saat 23:00. Halbuki erken yatmıştım. Saat belki 21:00 bile değildi. Uyumaya çalıştım. Uyku tutmadı bir türlü. Dışarı baktım. Ankara’nın karanlık sokaklarına kar yağıyordu. Evim sıcaktı. Ama ben üşüyordum. Kalorifer peteğinin sıcaklığı ısıtmıyordu işte beni. Evet, içtendi tüm bu üşümem. Ve bu kadar üşürken uyuyamazdım yorganın altında. İçimi ısıtmam gerekiyordu. Dışarıda kar yağıyordu. Ve ben dışarıdaydım… Ankara’nın karanlık sokakları gelinliğini giyerken bende dışarıdaydım. Karanlık sokaklarına izimi bırakıyordum…

Ankara’ya kar yağarken ölümün sessizliği gibi bir sessizlik çöker bu şehrin üzerine. O sessizliği dinledim. Yürüdüm. Parka kadar. Oturduğum mahallede 3 park vardır. Eskiden,yani ben çocukken, kar yağdığında biz çocuklar dışarı çıkardık. Saat kaç olursa olsun. Kar topu savaşı yapardık. Mahallenin abileri de bizi kontrol ederlerdi. Gezdim mahallemi. Çocuk yoktu. Sanırım hepsi bilgisayarlarının başında düşmanları öldürmekle, ya da sosyal ağlarda birbirlerini dürtmekteydiler. Çocukluklarının en güzel anlarını dürterek geçiriyorlardı…

Banklar kar altındaydı. Temizlemeden oturdum karların üstüne. Tıpkı eski zaman çocukluğumdaki gibi. Tek farkım biraz yaşlanmış olmam ve cebimden çıkardığım sigara paketiydi. Ne de güzel yağıyordu kar. Ve ben o yağan aklara sigara dumanını üflüyordum. Ankara… Çok sessizdi. Sokakları… Kendi. Sanki sabah olunca Karanfil sokağının o hengamesi, barlar sokağının sarhoşları olmayacakmışçasına. Kendimi bir an Karadeniz’in sessiz sakin yaylalarında hissettim. Tek farkı, burada ormanlar betondandı…

Sonra fotoğraftaki çocuğu düşündüm. Ne de güzel sığınmıştı kollarına babasının ya da dedesinin kollarına. İyi biliyordu ki ona zarar gelmezdi. O kolların altında ona kimse zarar veremezdi. Biliyordu ki bir şey olsa bile o kollar onu saracaktı. Ona dünyanın en güvenli limanı olacaktı. Canı pahasına koruyacaktı onu. Ve bu yüzden gözlerinden korku değildi okunan,huzurdu… Her insanın bir limanı olmalıydı. Çocukken liman bulmak kolaydı. Savunmasızlığın verdiği bir getiriydi bu. Annenin, babanın, amcanın, teyzenin, dedenin, nenenin kollarıydı limanlar. Büyüdükçe değişti herşey… Değişen kollar değildi, değişen o kollara sarılacak olandı…

Kendi sığındığım limanı düşündüm. Onun gözlerini. Onun ellerini. Bana sarılıp uyumasını. Fotoğraftaki çocuğun gözlerindeki huzuru hissettiğimi farkettim. An”kar”a’nın kara sokaklarına yağan kar gibi bir gülümseme yerleşti yüzüme… Kaçıncı sigaramdı biten bilmiyorum ama içim ısınmıştı. Yalnız, soğuk yatağımda uyuyabilirdim sıcak evimin… Kalorifer peteğinin sıcaklığında…

Share
Arşivler
Haberler